ayşenil şamlıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayşenil şamlıoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2013 Pazartesi

"15'den önce"nin son oyunu: öldün duydun mu?

önce bir düzeltme:
"sınırları sorgulamak" adlı yazımda belirttiğimin aksine, altıdan sonra tiyatro'nun 15. yıla bir kala etkinlikleri kapsamında yeniden sahnelediği "müşterek fail-i müşterek" oyununun yeni versiyonunu yiğit sertdemir yönetmemiş. oyun dış gözler ve altı oyuncunun (ilyas odman, cem uslu, özer arslan, murat kapu, ismail sağır ve sezgi mengi) kolektif çalışmasıyla ortaya çıkmış.



şimdi de "15'den önce" projesinin son "revival"ından izlenimler:

"öldün duydun mu?" ilk defa 2006 yılında sahnelenmiş. ben 2009'da izledim ve günlüğüme yazdım.
yeni versiyonda yönetmen aynı; oyuncular, sahne, ışık, müzik, makyaj ve kostüm tasarımları yeni.
iki dev oyuncu, tomris incer ve ayşenil şamlıoğlu oyunun "konuşan" karakterlerine can veriyorlar; ilki sesiyle, ikincisi bütün bedeniyle döktürüyor; tam bir ustalık gösterisi. "sessiz" oyuncu olarak da yiğit sertdemir mimiklerini konuşturuyor.

sahne tasarımı, 2006 yapımından fersah fersah şatafatlı. bir küvet ve bir kuru ağaçtan oluşan o alçakgönüllü, basit ancak müthiş etkili sahne tasarımının yanında, bu seferki oldukça abartılı.
diğer yandan; sahne tasarımcısı olarak yiğit sertdemir'in kumbaracı 50 mekanını bambaşka bir şekilde kullanıyor olması kayda değer. bir taraftan da; seyirci tribününü fuayeye yerleştirerek oyun mekanını "kolonsuzlaştırmak" ne kadar yaratıcı bir fikir olsa da, o güzelim "insanı insana kolonla anlatan tiyatro" sloganına ihanet sayılmaz mı!

ışık, müzik, kostüm ve makyaj tasarımları da 2006 versiyonuna nazaran oldukça abartılı. hatta, o versiyonun üç kişilik kadrosuna karşılık, bu sefer oyuncu kadrosu da üç kişiyle sınırlı değil, tam sayamadım ama toplamda sanırım on kişi vardılar sahne üzerinde.

bu seferki versiyonun her bir öğesine yedirilmiş bütün bu abartılı tasarım, aslında oyunun sonunda büyük bir anlam kazanıyor; hakkını yememek lazım!
sürprizi ele vermek istemem; ama son sekans benim gibi oyunu bilenler için bile müthiş bir sürpriz ve şaşırtma olduysa, ilk defa seyredenlerin/seyredecek olanların değmeyin keyiflerine.

yalnız, sanki bu oyun daha derli topluydu; bu kadar uzun değildi; biraz sarkmadı mı?.. 

5 Şubat 2013 Salı

evaristo / 6 üstü oyun/2


altıdan sonra yapımı her biri tek kişilik 6 üstü oyun'ların ikinci ayağı "evaristo"yu seyrettim bu akşam. civan canova yazmış, nihal koldaş yönetmiş, ayşenil şamlıoğlu oynuyor.

civan canova'nın metni çok güçlü, ve aynı zamanda etkileyici bir kurguya sahip. hikaye kendini oyunun ilk anlarında ifşa etmiyor; yavaş yavaş açılıyor, beliriyor, belirginleşiyor.. bir saatlik oyunun ilk yarım saatinde çok da anlamadığınız, daha çok yüzeyde olan bilgiler ikinci yarım saatte yavaş yavaş derinlik ve anlam kazanıyorlar. ve oyun gittikçe yükselen wagner'in rheingold (ren altını) operasının müziği eşliğinde, "insanlık tarihi dediğin çuval çuval kül!" gibi demir lokma bir replikle sonlanıyor. altın, çuval, kül bağlantısı oyunda saklı; açık etmek istemem.

başak özdoğan'ın "dünyanın çöplüğü"nü yarattığı mekan tasarımı ve, ismail sağır ile onur kiraz'ın her bir dramatik anın/jestin altını çizmek uğruna biraz oyuncaklaşsa da etkili bir atmosfer yaratmayı başaran ışık tasarımları kaydadeğer.
nihal koldaş'ın metnin gücünü ekstra öğelerle süsleyip püslemeye gerek görmeyen ve seyircinin dikkatini dağıtabilecek fazla mizansenlerden kaçınan sade ve sadece oyuncuya yoğunlaşan rejisi ders gibi.

6 üstü oyun'ların ilki "kimsenin ölmediği bir günün ertesi"nde olduğu gibi ikincisi de bir oyunculuk gösterisi. ilkinde sumru yavrucuk, bu sefer ayşenil şamlıoğlu.
aynı yavrucuk gibi şamlıoğlu da önce sesiyle kavradı, etkisi altına aldı beni ve sonrasında bedeni, yüzü, mimikleri, saçları, dişleri, gözleri ve elleriyle bir saniye bile aramızda oluşan bağlantıyı koparmadan sonuna kadar taşıdı o muazzam etkiyi.