alain robbe-grillet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alain robbe-grillet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2011 Pazar

2010 / 29. istanbul film festivali

.39 film

.yıllarca en büyük hayalim istiklal caddesi'ne yakın bir evde oturmaktı. böyle bir evi dilememin en büyük nedeni, şehrin merkezinde ve kültür mekanlarına yürüyüş mesafesinde olmanın ötesinde, özellikle film festivalinde iki film arası istiklal'de avare avare dolaşacağıma veya bir kafede sandalye üstünde oturacağıma kaçıp ayağımı uzatacağım, eğer iki seans arasında bir seans boşsa o seansta sırf arası dolsun diye bir film seçmek yerine dinleneceğim, yemek yiyeceğim, hatta kestirip bir sonraki film için enerji toplayabileceğim bir mekanım olsun diyeydi.
yıllar sonra, nihayet, dilediğim semtte bir evim oldu ve bu yıl evimin yakınlığının "konforunda" geçirdiğim ilk festival.

.bir ayağım (ve çoğu eşyam) hala anne-babamın evinde kaldığı için biraz karışık, biraz dağınık bir yıl geçirdim, dolayısıyla annemlerdeki kolilerde 1985'ten kalan biletlerime bile ve bütün festival çizelgelerime ulaşabilmeme rağmen, daha geçen seneki çizelgemi bulamadım. bir haftadır iki evi altüst ettim hiçbir yerden çıkmadı. kimbilir nereye girdi!
en olabileceği yer, katalogun içinde yok! bu nedenle 29. festivaldeki çizelgemi yayınlayamıyorum. bir gün bir delikten çıktığında (ki eli mahkum, çıkacak) buraya ekleyeceğim.

.blogumda festivali takip ettiğim ikinci yıl. izlenimlerimin tamamı için.

.emek'siz ilk yıl!!!

.fena bir yıl değil: en beğendiğim ilk beş filmin dördünün yönetmeni kadın: şirin neşat'tan "zanan-e bedun-e mardan", stéphane brizé'den "mademoiselle chambon", andrea arnold'dan "fish tank", urszula antoniak'dan "nothing personal" ve anne linsel'den pina bausch belgeseli "tanztraeume"

.ayrıca: zıpır xavier dolan'dan kaçık ve sevimli "annemi öldürdüm", zıpır felix van groeningen'den kaçık ve sevimli "şeylerin boktanlığı", zıpır paul king'den kaçık ve sevimli "bunny and the bull"

.istanbul üzerine geçmişten günümüze muhteşem bir toplam. bu vesileyle, 4-5 yıl önce kaçırdığım alain robbe-grillet'nin "ölümsüz kadın"ını bu sefer izleyebildim.

.listemin tamamı için.

3 Nisan 2010 Cumartesi

film festivali 29 - izlenim 1: istanbul nostaljisi




istanbul’da geçen iki filmle başladım festivale. biri matematiksel, akılcı, tıkır tıkır işleyen bir casusluk öyküsüydü (“5 fingers” beş parmak, joseph l. mankiewicz) diğeri serbest çağrışımlarla ilerleyen, şiirsel, avant-garde, soyut bir aşk-arayış-kaybediş hikayesi (“l’immortelle” ölümsüz kadın, alain robbe-grillet). ilki 1952’de, ikincisi 63’te çekilmiş. ilkinde son 15-20 dakika istanbul’da geçiyordu, ikincisi bütünüyle istanbul’da; hatta hikayenin başrolünde istanbul vardı.

ilk filmde bir yan karakterin “şu istanbul tam casuslar şehri, kimseyi bulmak mümkün değil, saklanmak için birebir” sözleri ikinci filmde aklıma geldi; karakterler aynı sekans içinde bir görünüp bir kayboldukça…
“ölümsüz kadın”daki gizemli, belirsiz, gerçeküstü, rüya gibi bir hal çok yakışmış istanbul’a. kolay kolay başka bir şehirde çekilemezdi sanki bu film. hele de sevim tuna’nın sesinden şarkılarla…

“istanbul: içeriden ve dışarıdan” bu seneki festivali en heyecanverici bölümlerinden biri; keşke kutluğ ataman’ın “karanlık sular”ı ve reha erdem’in “a ay”ı da olsaydı listede.

ve tam da, yurtdışındaki festivallerde/sinemateklerde dolaştırılacak bir toplam olmuş bu liste. istanbul’un yurtdışında giderek yükselen değerini arttıracak, daha önce şehrimize gelmiş-gelmemiş yabancılarda “istanbul özlemi” yaratabilecek kalitede filmler var.
bizler içinse bu filmler, tanıdık mekanlar çıktıkça salondan fısıldaşmaların geldiği, garip tahayyüller (örneğin 1944’leri ankara’sındaki bir büyükelçilik davetinde fesli bir türk) gördükçe alaycı gülüşmelerin “bu kadar da olmaz” tadında kızgın nidalara karıştığı bir seyirlik oluşturuyor.
çok memnunum, hiçbirini kaçırmaya niyetim yok.