4 Aralık 2020 Cuma

on soruluk sohbetler 24: dimo milev (NDT 2)

Geçtiğimiz yıllarda farklı etkinlikler sayesinde İstanbul’da defalarca seyretme imkanı edindiğimiz, koreograf Paul Lightfoot’un dokuz yıllık görevinden ayrılmasıyla 2020 Ağustos ayında Emily Molnar’ın artistik direktörlüğünde yoluna devam eden Hollanda’nın dünyaca ünlü dans topluluğu NDT, içinde bulunduğumuz 20-21 sezonuna Eylül ayında, hem pandemi koşullarına göre kapasitesi azaltılmış salondaki, hem de ücretli çevrimiçi naklen yayın sayesinde ekran başındaki hayranlarına ulaşan açılış gösterileri ile başladı. NDT, Hollanda hükümetinin artan pandemi vakalarından dolayı Kasım ayında tiyatroları tekrar bütünüyle kapatmasıyla bu sefer seyircisiz icra edilen gösterimleri naklen çevrimiçi yayınlama kararı aldı. Bu gösterimlerden ilki kasım başında gerçekleşen, kurumun iki numaralı topluluğu NDT 2’nin Dare to Say başlıklı programıydı. 
Program iki yapıttan oluşuyordu. Bunlar, genç Bulgar dansçı-koreograf Dimo Milev’in dünya prömiyeri yapan Fusions and some confusions ile Paris Opera, İsveç Kraliyet, Göteburg, Norveç Ulusal gibi büyük bale toplulukları tarafından paylaşılamayan son yılların en popüler koreograflarından İsveçli Alexander Ekman’ın Four Relations idi. İki yapıta da canlı olarak Hollanda Bale Orkestrası eşlik etti. 

Dimo Milev Sofya’daki Ulusal Dans Okulu’ndan mezun olduktan sonra Jeune Ballet de France topluluğuna katılmış, ardından 5 yıl Ballet National de Nancy et Lorraine’de solist dansçı, 8 yıl Compañia Nacional de Danza’da baş dansçı olarak görev almış. Repertuvarında; Giselle, Kuğu Gölü gibi klasik balelerin yanısıra Jiri Kylian, Mats Ek, Wim Vandekeybus, Nacho Duato, William Forsythe, Ohad Naharin ve Hans van Manen gibi günümüzün en önemli koregraflarının yapıtları bulunuyor. 
Milev NDT 2 için ilk defa geçtiğimiz sezon, Up and Coming Choreographers başlıklı programda bir yapıt tasarlamış. Arpeggios, Flowers and some Manoeuvres adlı yapıtın müziğini besteyelen Miguelangel Clerc Parada bu seferki yapıtın da bestecisi. Program kitapçığında koreografisinin, Milev ile dansçıların işbirliğiyle ortaya çıktığı yazılı Fusions and some confusions’ın kostüm ve sahne tasarımı da yine Milev’e ait. 

Dünya prömiyeri olmasından dolayı, malum, pandemi ortamında ve koşullarında ortaya çıkan bir yapıt Fusions and some confusions. Ve alımlanırken de, içinde bulunduğumuz bu depresif, belirsiz, riskli ortamı ve koşulları düşünmemek, bundan soyutlanmamak imkansız. Milev bu yapıtıyla seyirciye, atmosferinde özellikle ışık tasarımı ve müziğin belirleyici olduğu kabus benzeri bir dünya hazırlamış. Yapıt tekinsizlik, absürdlük ve kara mizah öğeleri de içeriyor, ancak bunların hiç biri kalınca vurgulanmıyor, izleyiciye sakin, yumuşak bir şekilde ve derinden hissetiriliyor. Bence yapıtın etkisi, bu özelliğinde yatıyor. 
Oldukça loş sahne mekanından sınırları tanımlı aydınlığı ve bir basamak yüksekliğiyle ayrışan kare platform, yapıtın insanları için fantezinin ve esrikliğin yeşerdiği bir alan adeta; insanların kendileriyle varoldukları ve “ötekiler” ile sarmalandıkları… Loş alan sonsuz bucaksız gibi ve belirsizlik içeriyor; adeta dipsiz bir boşluk, yarı insan-yarı ruhlar bu boşlukta adeta düşmekteler. İnsanların sınırlı aydınlık alan ile sınırsız loş boşluk arasındaki geçişleri her seferinde farklılaşıyor, herhangi bir durum sabitlenmiyor, tekrarlanmıyor. Tekinsizlik biraz da bu yüzden. Kara mizahsa, yapıtın sonuna doğru kare alanın gittikçe daha küçük boyutlularının ortaya çıkması, bizzat insanlar tarafından getirilip bir öncekinin üstene konması; kendi cenderesini bizzat kendisi yaratan insanların daha da küçülen alanlarda var olmaya çalışmaları, sıkışmaları ve darmadağın olmaları... 
Yapıt; akıcı ve yumuşak olduğu kadar, fizikselliği güçlü, kıvrık ve bedenin ağırlık noktalarının her an değiştiği, hareketlerin tereddüt, kesinti ve takılmalarla kesintiye uğradığı bir koreografiye sahip. Fusions and some confusions içinden geçmekte olduğumuz zamanın haleti ruhiyesini iddiasız bir şekilde ortaya seren 35 dakikalık alçakgönüllü bir yapıt, küçük bir başyapıt. 

Şimdi sözü sanat, dans, pandemi ve bu yapıtıyla ilgili merak ettiklerimizi sorduğumuz Milev’in kendisine bırakalım. 



Dansın özü sizce nedir? Çağdaş dansı günümüzde nasıl tanımlarsınız? 
Canlı performansın yerini hiçbir şey tutamaz, hatta en iyi kameralarla çekilmiş en iyi canlı yayın bile! Canlı yayın tamamen farklı bir deneyim ve yeni imkanlar sunduğu da bir gerçek. Yine de, bir performansa yön vermek, sanatçıların sahnede oluşunu hissetmek ve tiyatroda izleyicilerle bu deneyimi paylaşmak her zaman eşsiz bir tecrübe olarak kalacak. Çağdaş dans bir evrim yaşıyor, çünkü yaratmak ve icra etmek bugün herkes için erişilebilir halde. Bu fırsatlar benim büyüdüğüm zamanlarda bugünden farklı olarak yalnızca dans dünyasındaki büyük isimlere açıktı. Bu günlerde işini sergilemek çok daha kolay. 

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl? 
Kesinlikle. Bence sanatçı olarak bizim amacımız mesele ve fikirleri yansıtmak ve sahnede izleyicileri hayat hakkında daha derin düşüncelere sevk edecek sorular yöneltmek. Bu sadece saf eğlence için güzel bir şov ortaya koymaktan ibaret değil. Dansın güzelliği, herkesin anlayabildiği sözsüz dili ve bağlantı kurmak için alan yaratması. 

İnsanlığın küresel ölçekte içinden geçmekte olduğu bu yeni pandemi süreci sizce gösteri sanatlarını gelecekte nasıl dönüştürecek? 
Pandemi şimdiden gösterim sanatlarını dönüşüme uğratıyor. Bu değişimlerin kalıcı olup olmayacağını görmemiz gerecek. Şimdikinden daha fazla canlı yayın gerçekleşecek ve bu da performansların daha özenli şekilde filme alınacağı ve performansları izleme konusunda başka yükler getireceği anlamına geliyor. Tüm dünyadan insanlar eş zamanlı olarak ve seyahat etmeksizin performansları izleyebilecek. Maliyeti düşürmek için çeşitli ve küresel bir izleyici kitlesine (Zoom, Skype vb. aracılığıyla) hitap etmek için birçok yaratım, sınıf ve atölye yapılabilir, aynı zamanda genellikle organize edilmesi daha zor olan sanatçılarla işbirliği yapılmasına imkan tanıyabilir. Bunun iyi ve kötü yanları var, ne olacağını zaman gösterecek… Ve tabii ki başka değişimler de olacak, bence pandemi hayatımızı daha farklı şekilde düşünmemizi ve algılamamızı sağlayacak ve bu da yaptıklarımıza ve yapma biçimimize yansıyacak.

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz bir sanatçı ya da size ilham verdiğini düşündüğünüz biri var mı? 
Sadece birkaç isim vermek zor çünkü ilham aldığım birçok kişi var. Çok sayıda ilginç ve ilham uyandıran sanatçı mevcut. Kişisel olarak yalnızca ünlü isimlerden değil, aynı zamanda genç bir öğrenciden bile ilham alabilir ve etkilenebilirim. 

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinize etkisi oluyor mu? 
Kitaplar, filmler, arkadaşlarla yapılan sohbetler ve tabii ki gözlem yapmak. 

Söyleşinin devamını okumak için tıklayın: art unlimited

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder