9 Haziran 2017 Cuma
dimitris papaioannou tanztheater wuppertal'de!
pina bausch'un ani ölümünün 8. yıldönümü yaklaşırken, topluluğunun başına geçen adolphe binder dün akşam önümüzdeki sezon programını açıkladı. 2017-2018 sezonunda tanztheater wuppertal'e yeni iş üretecek iki koreograftan biri dimitris papaioannou!
papaioannou'nun son iki işi, "still life" ve "primal matter" hakkındaki izlenimlerimi bu blogda okuyanlar, bu müthiş habere benim kadar heyecanlanmış olmalılar.
papaioannou'nun 24 mayıs'ta atina'da prömiyer yapan son işi "the great tamer"i, bir aksilik olmazsa önümüzdeki haftasonu ilk turne durağı amsterdam'da izleyeceğim. hem o işi izlemek hem de izlenimlerimi paylaşmak için sabırsızlanıyordum. wuppertal'den gelen bu haber heyecanımı daha da arttırdı.
-----------
papaioannou hakkındaki yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz:
http://danzon2008.blogspot.com.tr/2016/03/olu-dogann-canlanan-sesleri-dimitris.html
http://danzon2008.blogspot.com.tr/2015/10/primal-matter-dimitris-papaioannou.html
http://danzon2008.blogspot.com.tr/2016/04/reviving-sounds-of-inanimate-objects.html
http://danzon2008.blogspot.com.tr/2015/10/an-etude-on-primal-matter-of-humankind.html
1 Haziran 2017 Perşembe
2016-2017 sinema sezonu
vizyon filmleri 01 haziran 2016 - 31 mayıs 2017
.toni erdmann maren ade ***** 12şbt
.ben daniel blake (i, daniel blake) ken loach ***** 19ock
.ayışığı (moonlight) barry jenkins ***** 24şbt
.geliş (arrival) denis villeneuve ***** 13ksm
.kırmızı kaplumbağa (la tortue rouge) michael dudok de wit ***** 30mrt
.frantz françois ozon ***** 29ksm
.o kadın (elle) paul verhoeven ****.5 12ksm
.aşıklar şehri (la la land) damien chazelle ****.5 03ock
.satıcı (forushande) asghar farhadi **** 28mrt
.gece hayvanları (noctural animals) tom ford **** 20ara
.american honey andrea arnold **** 19ock
.lion garth davis **** 16şbt
.jackie pablo larrain ***.5 24şbt
.hayat (life) daniel espinosa ***.5 02nsn
.florence foster jenkins stephen frears ***.5 03ock
.yaşamın kıyısında (manchester by the sea) kenneth lonergan ***.5 16şbt
.babamın kanatları kıvanç sezer ***.5 26ara
.trendeki kız (the girl on the train) tate taylor ***.5 23ekm
.rogue one: bir yıldız savaşları hikayesi (a star wars story) gareth edwards ***.5 20ara
.tereddüt yeşim ustaoğlu ***.5 28ara
.alt tarafı dünyanın sonu (juste la fin du monde) xavier dolan *** 30mrt
.julieta pedro almodovar *** 12ksm
.kaptan fantastik (captain fantastic) matt ross ** 29ksm
36. uluslararası istanbul film festivali 05-15 nisan
.o ornitologo (ornitolog) joao pedro rodrigues **** 08nsn
.monte (dağ) amir naderi **** 14nsn
.safari ulrich seidl **** 07nsn
.poesia sin fin (sonsuz şiir) alejandro jodorowsky **** 05nsn
.une vie (bir yaşam) stephane brize ***.5 06nsn
.hjartasteinn (gençlik başımda duman) gudmundur arnar gudmundsson ***.5 08nsn
.where is rocky II? (rocky 2 nerede?) pierre bismuth *** 14nsn
.la region salvaje (vahşi bölge) amat escalante *** 14nsn
.god’s own country (tanrının unuttuğu yer) francis lee *** 13nsn
.reparer les vivants (kesişen hayatlar) katell quillevere *** 06nsn
.handsome devil (şeytan tüyü) john butler *** 11nsn
.rai (cennet) andrei konchalovsky *** 05nsn
.plateia amerikis (amerika meydanı) yannis sakaridis **.5 10nsn
.bezbog (vicdansız) ralitza petrova ** 13nsn
.toni erdmann maren ade ***** 12şbt
.ben daniel blake (i, daniel blake) ken loach ***** 19ock
.ayışığı (moonlight) barry jenkins ***** 24şbt
.geliş (arrival) denis villeneuve ***** 13ksm
.kırmızı kaplumbağa (la tortue rouge) michael dudok de wit ***** 30mrt
.frantz françois ozon ***** 29ksm
.o kadın (elle) paul verhoeven ****.5 12ksm
.aşıklar şehri (la la land) damien chazelle ****.5 03ock
.satıcı (forushande) asghar farhadi **** 28mrt
.gece hayvanları (noctural animals) tom ford **** 20ara
.american honey andrea arnold **** 19ock
.lion garth davis **** 16şbt
.jackie pablo larrain ***.5 24şbt
.hayat (life) daniel espinosa ***.5 02nsn
.florence foster jenkins stephen frears ***.5 03ock
.yaşamın kıyısında (manchester by the sea) kenneth lonergan ***.5 16şbt
.babamın kanatları kıvanç sezer ***.5 26ara
.trendeki kız (the girl on the train) tate taylor ***.5 23ekm
.rogue one: bir yıldız savaşları hikayesi (a star wars story) gareth edwards ***.5 20ara
.tereddüt yeşim ustaoğlu ***.5 28ara
.alt tarafı dünyanın sonu (juste la fin du monde) xavier dolan *** 30mrt
.julieta pedro almodovar *** 12ksm
.kaptan fantastik (captain fantastic) matt ross ** 29ksm
36. uluslararası istanbul film festivali 05-15 nisan
.o ornitologo (ornitolog) joao pedro rodrigues **** 08nsn
.monte (dağ) amir naderi **** 14nsn
.safari ulrich seidl **** 07nsn
.poesia sin fin (sonsuz şiir) alejandro jodorowsky **** 05nsn
.une vie (bir yaşam) stephane brize ***.5 06nsn
.hjartasteinn (gençlik başımda duman) gudmundur arnar gudmundsson ***.5 08nsn
.where is rocky II? (rocky 2 nerede?) pierre bismuth *** 14nsn
.la region salvaje (vahşi bölge) amat escalante *** 14nsn
.god’s own country (tanrının unuttuğu yer) francis lee *** 13nsn
.reparer les vivants (kesişen hayatlar) katell quillevere *** 06nsn
.handsome devil (şeytan tüyü) john butler *** 11nsn
.rai (cennet) andrei konchalovsky *** 05nsn
.plateia amerikis (amerika meydanı) yannis sakaridis **.5 10nsn
.bezbog (vicdansız) ralitza petrova ** 13nsn
1 Nisan 2017 Cumartesi
TEB Oyun 33 / Bahar 2017
Gündem: DTCF Tiyatro Bölümü Perde
Bunca Emeğe Çok yazık Oluyor, Özdemir Nutku
İlk Tiyatro Bilimcileri Bu Kurumda Yetişti, Ayşegül Yüksel
İhraçtan Öncesi ve sonrası, Selda Ödül
Varlığımızı Bu Okulda Borçluyuz, Hülya Nutku
Toplumun Hafıza Kaybı Yaşaması İsteniyor, Metin Boran
Joko'nun Doğum Günü, Handan Salta
Joko'nun Doğum Günü'nde Roland Topor Ne Diyor?, Gülşen Karakadıoğlu
Operaya Feminist Bakış: İnsan Sesi ve Mavi Sakal'ın Şatosu, Zehra İpşiroğlu
Merhamet. Makineli Tüfeğin Tarihi, Ayşe Draz
Berlin Tiyatrolarından, Hasibe Kalkan
Dosya: Anadolu'da Açılan Perdeler
Antalya Şehir Tiyatrosu, Tijen Savaşkan
O Sırada Antalya'da Neler Oluyordu?, Ayşegül Yüksel
Engin Alkan: Antalya Şehir Tiyatrosu'nda Ensemble Kültürü Var, Nalan Özübek
Paranın Ne Önemi Var, Ragıp Ertuğrul
Mehmet Özgür'le Çocuk Tiyatrosu üzerine, Nihal Kuyumcu
Antalya'daki Çocuklar Çok Şanslı, Nihal Kuyumcu
Okyanusta Bir Su Damlası Gibi, Nihal Kuyumcu
Bursa Şehir Tiyatrosu
Tuhaf bir Aşk Hikayesi Aşkımızı Aksaray'ın En Büyük Yangını, Nihal Kuyumcu
2016'da Anadolu'daki Tiyatro Festivalleri, Mustafa Bal
Prof. Dr. Sevinç Sokullu
Öğrenme Ve Öğretme Tutkusu, Tülin Sağlam
Çok Gerçekçi Görünen Romantik, Zerrin Yanıkkaya
Bir Yıldız Daha Kaydı: Engin Cezzar, Hayatş Asılyazıcı
Osmanlı Kadınlarının Feminist Teatralliği, Eylem Ejder
27 Mart 2017 Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi, Isabelle Huppert
27 Mart 2017 Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi, Merih Tangün
27 Mart 2017 Tiyatro Günü Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Uluslararası Bildirisi, Fransisco Hinojosa
27 Mart 2017 Tiyatro Günü Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ulusal Bildirisi, Tülin Sağlam
25 Mart 2017 Cumartesi
pina bausch'un koreografik mirası
"für die kinder von gestern, heute und morgen"ı beklerken.. (26 haziran 2016, nationaltheater münih)
fotoğraf: danzon
pina bausch hayattayken, kurucusu olduğu tanztheater wuppertal dışında, dünya üzerinde yapıtlarının sahnelenmesine izin verdiği tek bir dans topluluğu vardı: paris opera balesi. yaklaşık 20 yıl boyunca paris opera balesinin genel sanat yönetmenliğini yapmış olan brigitte lefevre'in ısrarları ve ikna ediciliği neticesinde "le sacre du printemps" (bahar ayini) ve "orpheus und eurydike" topluluğun repertuardaydı. hatta "orpheus und eurydike"yi tanztheater wuppertal uzun zamandır sahnelemiyordu; yani bausch'un bu yapıtı ancak paris opera balesi dansçılarından izlenebiliyordu; hala da öyle.
tabii ki her iki yapıt için de hem bizzat pina bausch hem de topluluğunun eski ve yeni dansçıları eğitmen olarak paris opera balesi'nin dansçılarıyla yoğun olarak çalışmışlardı. bu sayede olsa gerek, topluluğun bu iki yapıttaki icraları üst seviyededir.
paris opera balesi "orpheus und eurydike" ile 2008 temmuz'unda hellenic festival'e katılıp efsanevi epidavros antik tiyatrosu'nda sahneye çıktıklarında, oturduğum koltuğun iki sıra önünde pina bausch ve yardımcıları yerlerini almış ve bausch bütün gösteri boyunca iki yanındaki yardımcılarına fısıldayarak notlar aldırmıştı. bausch hayattayken bu prodüksiyonun dvd kaydı bile satışa sunulmuştu. topluluğun "le sacre du printemps" icrasını ise 2015 aralık ayında paris opera garnier'de izleme şansım oldu; bu oldukça zor ve dansçıları tüketen yapıtta, tanztheater wuppertal'inkilerin performansı yanında paris opera balesi dansçılarınınkinin biraz sönük kaldığını söylemeliyim; seyrettiğim akşamda "seçilmiş kız"ı oynayan dansçı dahil..
bausch vefat ettikten sonra, yapıtlarının mirasçısı olan avukat oğlu salomon bausch bir söyleşide, annesinin yapıtlarını sahnelemek için dünyanın dört bir yanındaki topluluklardan teklifler geldiğini, tanztheater wuppertal dansçı ve eğitmenleriyle birlikte çalışarak, dikkatli ve seçici davranmaları gerektiğini belirtmişti.
uzun bir hazırlık sürecinden sonra, tanztheater wuppertal ve paris opera balesi dışında "bir pina bausch yapıtı" sahneleyen ilk topluluk 2015-2016 sezonunun son aylarında, bayerische staatsballett (münich bavyera devlet balesi) oldu.
seçilen yapıt da ilginçti; bausch'un ilk döneminden değil, son yıllarından "für die kinder von gestern, heute und morgen" (dünün, bugünün ve yarının çocukları için) bausch'un, koreografisini bütünüyle kendi bedeninden çıkardığı 1973-1977 arasındaki ilk dönem yapıtlarının aksine, 1970'lerin sonlarından itibaren geliştirdiği özgün yaratım süreciyle ortaya çıkardığı ve dolayısıyla beraber çalıştığı dansçılarının geçmişleriyle, yaşamlarıyla ve karakterleriyle harmanlanan yapıtlarından biri.
açıkçası bayerische staatsballett'in prodüksiyonunu çok merak ediyordum; 2014'te tanztheater wuppertal'den izlemiş olduğum "für die kinder von gestern, heute und morgen", bausch'un gerek tasarım gerekse de üretim stilini tanımayan, bütünüyle 20'li yaşlardaki genç "bale" dansçıları tarafından nasıl yorumlanacak, bu projenin altından nasıl kalkılacaktı?..
evet, tabii ki bausch'un yapıtlarında klasik anlamda "protagonistler" yok. bausch, dansçıların kendisine verdiği cevapları dekompoze ederek parçaları ve bütünü oluşturuyor, ama yine de, özellikle son 10 yılındaki yapıtlarında dansçıların hareket kaliteleri ve karakterleri çok bariz bir şekilde ön plandadır. dolayısıyla "für die kinder von gestern, heute und morgen" bausch'la olduğu kadar dansçılarla da özdeşleşen bir yapıt.
yapıtın yaratım sürecini hiç bilmeyen, yaşantılamayan, yapıtın özgün kadrosundaki bazı dansçıların yarısı, bazılarının üçte biri yaşında olan ve bayerische staatsballett'te ağırlıklı olarak klasik repertuar icra eden gençlerden oluşan bir kadroyla bu yapıt sahnelendiğinde nasıl bir sonuç alınabilecekti?..
bausch'un vefatından sonra, tanztheater wuppertal'e de genç dansçılar katılmıştı, ancak ibre hep onunla çalışmış tecrübeli dansçılardan yanaydı; onlar gençleri yetiştiriyor ve içlerinde eritiyorlardı. hoş, bu ibre bu sezon diğer yönde değişmeye başladı; topluluğun yeni genel sanat yönetmeni adolphe binder, kendisiyle birlikte bir çok genç dansçıyı da topluluğa kattı, gerçi ondan önce de gelmiş bir çok yeni dansçı vardı; şu anda mevcut 35 dansçıdan 11'i bausch sonrası topluluğa katılanlardan oluşuyor. ve bu bağlamda başka bir merak konusu, önümüzdeki mayıs sonunda wuppertal'de, 17 yıldır sahnelenmeyen "arien" reprise'inde nasıl bir sonucun alınacağı.. hiç kuşkusuz ki, bütünüyle bausch repertuarı dans etmek, tanztheater wuppertal atmosferi, temposu, dünyası içinde olmak ile, ilk defa bausch'la karşılaşmak arasında büyük fark var.
gösteri arasında dansçılar sahnede kalmaya devam ederken.. (26 haziran 2016, nationaltheater münih)
fotoğraf: danzon
münih'teki "für die kinder von gestern, heute und morgen" gösterimlerine dönersem; geçen sezon sadece 12 kere sahnelenecek ve bayerische staatsballett'in genel sanat yönetmeni sezon sonunda değişeceği için repertuara girdiği gibi kalkacak, yani sadece üç aylık bir süre zarfında sahnelenen, bu projenin neyse ki son gösterimlerinden birini yakalama şansım oldu.
yapıt bittiğinde genç dansçıları, bausch'u anlamakta zorlanan aristokratik, konvansiyonel ve tutucu münih seyircisinin -ki yanımda oturan sezonluk abone yaşlı çift ile diğer taraftaki orta yaşlı hanımın gösteri arasındaki sohbetinden ne hissettikleri çok açık seçik belli oluyordu- aksine, ayağa kalkarak ve "bravo"lar patlatarak alkışladım çünkü genel sanat yönetmeninin cesaretini ve dansçıların gayretini sonuna kadar takdir ediyordum, yoksa maalesef seyrettiğim gösteri ortalama seviyede bir kopyaydı. genç dansçılar ellerinden/bedenlerinden geleni yapıyorlardı, ama hareketlerinde, duruşlarında, tavırlarında yoğunluk yoktu, ruh yoktu; yapıtın etkisi, anlamı eksiliyordu.
mesela 60'lık dominique mercy'den çıkmış bir partiyi 20'li yaşlarındaki bir gençten izlerken, -hareket karakterinden mercy'nin rolünü oynadığı çok belliydi ama sadece "taklit" edebiliyordu daha öteye geçemiyordu-, bu hissim çok barizdi. sadece o genç erkek dansçı için değildi bu izlenimim, topluluğun geneli böyleydi.
tanztheater wuppertal'den izlediğim versiyonda da, başka bir dansçının partisini dans etmiş olan dansçılar vardı, yani prömiyer versiyonunda dans etmemiş olan. mesela clementine deluy melanie maurin'in partisini devralmıştı, ama mükemmeldi, hiç sırıtmıyordu; çünkü yıllardır o da topluluğun içindeydi; etrafı tecrübeli bausch'yenlerle çevriliydi. bayerische staatsballett'te maurin'in partisini dans eden genç kadın dansçı ise maalesef etki yaratmaktan uzaktı, sadece hareketleri doğru yapabiliyordu.
sanırım bausch'un ilk dönem yapıtları, yani yaratım/tasarım sürecinde dansçılardan bağımsız olanlar, örneğin "le sacre du printemps", "orpheus und euridike", "iphigenie auf tauris" (tauris'teki ifigenya), "die sieben todsünden" (yedi ölümcül günah), "café müller", bausch'un kendi topluluğu dışındaki topluluklar tarafından sahnelenmeye daha müsait. nitekim içinde bulunduğumuz sezon bu yapıtlardan ikisi, iki avrupalı topluluk tarafından pina bausch vakfı ve tanztheater wuppertal pina bausch'un ortaklığıyla sahnelemeye başladı/başlayacak.
ilk defa bir ingiliz topluluğu, tamara rojo'nun genel sanat yönetmenliğindeki ingiliz ulusal balesi, hans von mannen ve william forstyhe'lı bir üçleme içinde "le sacre du printemps" (bahar ayini)'nin prömiyerini 23 mart 2017 akşamı londra'da yaptı, 1 nisan'a kadar sadlers wells'te devam edecek.
şimdiye kadar çıkan eleştiri yazıları oldukça olumlu; dört yıldızın altına düşmüyor, beşler de var. hele de "seçilmiş kız"ı dans eden 18 yaşındaki dansçı francesca velicu herkesten tam not almış.
ayrıca, eleştiri yazılarının hepsinde diğer iki yapıttan çok daha fazla ağırlığın "bahar ayini"ne ayrılmış olması da dikkat çekici; bausch'un yadsınamaz öneminin bariz kanıtlarından biri.
bu sezonki son reprise ise iyice heyecan verici. bausch'un çevresinde bir nebze zaman geçirmiş, onun tarafından bir yapıtı finanse edilmiş, günümüzün en sözü edilen koreograf-dansçılarından sidi larbi cherkaoui'nin genel sanat yönetmeni olduğu ballett vlaanderen (flaman balesi) 13 mayıs-4 haziran 2017 tarihleri arasında "hope" başlığı altında hazırlanan üçlü programda martha graham ve annabelle lopez ochoa ile birlikte bausch'un "café müller" adlı başyapıtını sahneleyecek.
bakalım bausch'un aşk'ı ele aldığı bu en derin, en kişisel, en içli ve en melankolik işi; bir çokları gibi benim için de başyapıtı olan bu benzersiz yapıt ona yabancı bedenlerin içinde nasıl hareket edecek?..
19 Mart 2017 Pazar
pierre boulez saal'de kış yolculuğu
tam iki hafta önce bugün, 4 mart 2017'de berlin'in göbeğinde yeni bir konser salonu açıldı: pierre boulez saal.
daniel barenboim ile edward said'in birlikte kurdukları, said öldükten sonra barenboim'un büyük bir adanmışlıkla devam ettirdiği barenboim-said akademisi'nin nihayet bir binası oldu.
yıllardır berlin staatsoper unter den linden'in genel sanat yönetmeni olan barenboim, berlin yerel ve alman federal hükümetlerini ikna ederek, berlin'in göbeğinde, staatsoper'in eski dekor deposu olan binaya akademiyi yerleştirdi. burada, yakın-doğulu müzisyenler bedelsiz olarak eğitim görecekler..
barenboim bununla kalmadı, binanın bir parçasına da; hem akademinin öğrencilerinin kullanacakları hem de şehrin uluslararası yeni müzik noktalarından birine dönüşecek bir konser salonu inşa ettirdi. dünyaca ünlü yıldız mimar frank gehry'in imzasını taşıyan tasarım oda müziğine ve küçük ölçekli orkestralara uygun bir salon. son yıllarda almanya'da hayata geçirilmeye çalışılan bir çok mimari projenin (7 yıl geciken ve öngörülen maliyetin 10 katına çıkan hamburg elbphilarmonie'nin, 5 yıl geciken ve yine masrafları katlanan berlin museuminsel - james simon gallery projelerinin) aksine, bu bina tam vaktinde ve tam öngörülen meblağa bitirildi. barenboim, konser salonuna geçen yıl kaybettiğimiz, 20. yüzyılın en önemli besteci ve icracılarından biri olan, hem arkadaşı hem de said'le kurduğu akademinin destekçisi pierre boulez'in adını verdi.
salonun 2017 temmuzuna kadarki konser programı 2016'nın eylül ayında açıklanmış ve biletler o tarihte satışa çıkmıştı. ben, zaman ne gösterir bilmeden ve biraz da cesaretle, o eylül günü taa 12 mart 2017 pazar sabah 11:00'deki chrtistian gerhaher & daniel barenboim konserine biletimi almıştım. neyse ki her şey yolunda gitti, geçen hafta bugün, berlin'de pierre boulez saal'de gerhaher & barenboim ikilisinden muhteşem bir schubert - winterreise icrasına tanık oldum, konser boyunca gözlerim yaşararak.. "danzon" günlüğüme bu anımı yazmaz, kişisel tarihime o olağanüstü zamanı kaydetmezsem, yazık olurdu..
bariton christian gerhaher özel, derin, bilge bir şarkıcı; opera icracısı olarak da mükemmel bir isim ama esas lied'ler konusunda benzersiz. başka bir tek matthias goerne var zaten, onunla aynı kumaştan olan.
ne şanslıyım ki, geçtiğimiz temmuz ayında berlin'de, matthias goerne'nin "winterreise" icrasına tanık olmuştum; william kentridge'in çizimleri, animasyonları ve sahne düzenlemesiyle o da çok özel bir konserdi. goerne'nin yorumu muhteşem ve tüyler ürperticiydi, ancak maalesef kentridge'in gereksizce dikkat dağıtan tasarımları kusursuz ve ilahi "winterreise"nin çok gerisinde kalmış ve etkisini azaltmıştı.
goerne'yi, terör korkusundan istanbul'a gelmemeyi seçen bir çok yabancı sanatçı yüzüden kıt geçen bu kış sezonu kapsamında şubat ayında işsanat'ta bach kantatlarında dinledik ve kanatlandık.
önümüzdeki istanbul müzik festivali'nin bence kaçırılmaması gereken bir kaç konserinden biri, yine goerne'ye ait olacak, yeter ki gerçekleşsin. goerne bu sefer ebene quartet ile schubert'in liedlerinden bir seçki yorumlayacak; 14 haziran'da süreyya operasında.
bu uzun goerne parantezini kapatıp, geçen hafta sabahına, pierre boulez saal'e geri döniyim:
4-13 mart 2017 tarihli etkinlikler "açılış haftası konserleri" olarak tanımlanmış ve önümüzdeki yıllarda salonda gerçekleşebilecek etkinliklerin bir prototipi olması düşünülmüş.
barenboim'un özel olarak bu salonda konser vermeleri için akademi öğrencilerinden ve west-eastern divan orchestra üyelerinden oluşturduğu boulez ensemble'ın çağdaş müzikle klasik ve romantik dönemleri harmanlayan programları, john mclaughlin & 4th dimension caz konseri, salonun bu yılki artist-in-residence'ı klarinetçi jörd widmann'ın söyleşili konseri ve schubert yılı dolayısıyla başlayan dizinin radu lupu'lu, gerhaher'li ilk konserleri açılış haftası etkinlikleriden bazılarıydı.
gerhaher ile barenboim, bence en çok bu tür resitallerde mükemmel sonuç vereceğini zannettiğim, büyükçe bir oturma odası rahatlığındaki pierre boulez saal'in samimi, sıcak, sanatçılara elimizi uzatsak değeceğimiz kadar yakın mesafeli mekanında harikalar yarattılar. ancak keşke barenboim, kendisi için özel üretilmiş ve üzerinde ismi yazan piyanosunun kapağını kapatsaymış, gerhaher'i daha iyi duyardık. zaten barenboim geleneksel bir eşlikçiden çok, gerhaher ile yarışan, eşit düzeyde bir yorumcu gibi davrandı icrada. yine de; gerhaher ile barenboim, schubert'in ölmeden önce yazdığı son lied dizisini müthiş bir duyarlılıkla, incelikle, en küçük detaylara abartmadan dikkat çekerek yorumladılar. her tarafımızın ahşapla çevrelendiği, öğleye doğru güneşinin aydınlattığı mekanda, gerhaher ve barenboim'un kış yolculuğuna eşlik ederken adeta üşüdük, ürperdik, ama ölüm karşısında umutsuz da olmadık, gönendik.
altıncı lied sırasında tam barenboim'un arkasında birinci sırada oturan yaşlı hanımın bayılması, gerhaher'in onu görüp konseri kesmesi, sağlık ekibinin hanıma ilk müdaheleyi hemencecik yaparken bizler gibi barenboim ve gerhaher'in de çaresizce onları izlemesi, hanımın salonun dışına taşınmasında merdivenlerin çıkardığı zorluk, konserin geri kalan kısmını daha da yoğunlaştırdı; winterreise değil mi ki ölüme giden bir yolcunun hikayesi, schubert'in ölüme yaklaşırken yazdığı son lied dizisi; hayatı kutsayan sanat ile ölüm hiç bu kadar içiçe olmamıştı. neyse ki konser sonrasında fuayede yaşlı hanımı ayakta görmek içimi ferahlattı..
konsere alman başbakanı/şansölyesi angela merkel de geldi; öyle şaşalı, tantanalı bir şekilde değil; konser başlamasına beş dakika kala, eşiyle birlikte ikinci sıradaki yerlerine geçtiler. balkonda olduğum ve etrafı izlediğim için fark ettim, yoksa salondaki çoğu izleyicinin ruhu bile duymadı merkel'i.
daniel barenboim ile edward said'in birlikte kurdukları, said öldükten sonra barenboim'un büyük bir adanmışlıkla devam ettirdiği barenboim-said akademisi'nin nihayet bir binası oldu.
yıllardır berlin staatsoper unter den linden'in genel sanat yönetmeni olan barenboim, berlin yerel ve alman federal hükümetlerini ikna ederek, berlin'in göbeğinde, staatsoper'in eski dekor deposu olan binaya akademiyi yerleştirdi. burada, yakın-doğulu müzisyenler bedelsiz olarak eğitim görecekler..
barenboim bununla kalmadı, binanın bir parçasına da; hem akademinin öğrencilerinin kullanacakları hem de şehrin uluslararası yeni müzik noktalarından birine dönüşecek bir konser salonu inşa ettirdi. dünyaca ünlü yıldız mimar frank gehry'in imzasını taşıyan tasarım oda müziğine ve küçük ölçekli orkestralara uygun bir salon. son yıllarda almanya'da hayata geçirilmeye çalışılan bir çok mimari projenin (7 yıl geciken ve öngörülen maliyetin 10 katına çıkan hamburg elbphilarmonie'nin, 5 yıl geciken ve yine masrafları katlanan berlin museuminsel - james simon gallery projelerinin) aksine, bu bina tam vaktinde ve tam öngörülen meblağa bitirildi. barenboim, konser salonuna geçen yıl kaybettiğimiz, 20. yüzyılın en önemli besteci ve icracılarından biri olan, hem arkadaşı hem de said'le kurduğu akademinin destekçisi pierre boulez'in adını verdi.
salonun 2017 temmuzuna kadarki konser programı 2016'nın eylül ayında açıklanmış ve biletler o tarihte satışa çıkmıştı. ben, zaman ne gösterir bilmeden ve biraz da cesaretle, o eylül günü taa 12 mart 2017 pazar sabah 11:00'deki chrtistian gerhaher & daniel barenboim konserine biletimi almıştım. neyse ki her şey yolunda gitti, geçen hafta bugün, berlin'de pierre boulez saal'de gerhaher & barenboim ikilisinden muhteşem bir schubert - winterreise icrasına tanık oldum, konser boyunca gözlerim yaşararak.. "danzon" günlüğüme bu anımı yazmaz, kişisel tarihime o olağanüstü zamanı kaydetmezsem, yazık olurdu..
bariton christian gerhaher özel, derin, bilge bir şarkıcı; opera icracısı olarak da mükemmel bir isim ama esas lied'ler konusunda benzersiz. başka bir tek matthias goerne var zaten, onunla aynı kumaştan olan.
ne şanslıyım ki, geçtiğimiz temmuz ayında berlin'de, matthias goerne'nin "winterreise" icrasına tanık olmuştum; william kentridge'in çizimleri, animasyonları ve sahne düzenlemesiyle o da çok özel bir konserdi. goerne'nin yorumu muhteşem ve tüyler ürperticiydi, ancak maalesef kentridge'in gereksizce dikkat dağıtan tasarımları kusursuz ve ilahi "winterreise"nin çok gerisinde kalmış ve etkisini azaltmıştı.
goerne'yi, terör korkusundan istanbul'a gelmemeyi seçen bir çok yabancı sanatçı yüzüden kıt geçen bu kış sezonu kapsamında şubat ayında işsanat'ta bach kantatlarında dinledik ve kanatlandık.
önümüzdeki istanbul müzik festivali'nin bence kaçırılmaması gereken bir kaç konserinden biri, yine goerne'ye ait olacak, yeter ki gerçekleşsin. goerne bu sefer ebene quartet ile schubert'in liedlerinden bir seçki yorumlayacak; 14 haziran'da süreyya operasında.
bu uzun goerne parantezini kapatıp, geçen hafta sabahına, pierre boulez saal'e geri döniyim:
4-13 mart 2017 tarihli etkinlikler "açılış haftası konserleri" olarak tanımlanmış ve önümüzdeki yıllarda salonda gerçekleşebilecek etkinliklerin bir prototipi olması düşünülmüş.
barenboim'un özel olarak bu salonda konser vermeleri için akademi öğrencilerinden ve west-eastern divan orchestra üyelerinden oluşturduğu boulez ensemble'ın çağdaş müzikle klasik ve romantik dönemleri harmanlayan programları, john mclaughlin & 4th dimension caz konseri, salonun bu yılki artist-in-residence'ı klarinetçi jörd widmann'ın söyleşili konseri ve schubert yılı dolayısıyla başlayan dizinin radu lupu'lu, gerhaher'li ilk konserleri açılış haftası etkinlikleriden bazılarıydı.
gerhaher ile barenboim, bence en çok bu tür resitallerde mükemmel sonuç vereceğini zannettiğim, büyükçe bir oturma odası rahatlığındaki pierre boulez saal'in samimi, sıcak, sanatçılara elimizi uzatsak değeceğimiz kadar yakın mesafeli mekanında harikalar yarattılar. ancak keşke barenboim, kendisi için özel üretilmiş ve üzerinde ismi yazan piyanosunun kapağını kapatsaymış, gerhaher'i daha iyi duyardık. zaten barenboim geleneksel bir eşlikçiden çok, gerhaher ile yarışan, eşit düzeyde bir yorumcu gibi davrandı icrada. yine de; gerhaher ile barenboim, schubert'in ölmeden önce yazdığı son lied dizisini müthiş bir duyarlılıkla, incelikle, en küçük detaylara abartmadan dikkat çekerek yorumladılar. her tarafımızın ahşapla çevrelendiği, öğleye doğru güneşinin aydınlattığı mekanda, gerhaher ve barenboim'un kış yolculuğuna eşlik ederken adeta üşüdük, ürperdik, ama ölüm karşısında umutsuz da olmadık, gönendik.
altıncı lied sırasında tam barenboim'un arkasında birinci sırada oturan yaşlı hanımın bayılması, gerhaher'in onu görüp konseri kesmesi, sağlık ekibinin hanıma ilk müdaheleyi hemencecik yaparken bizler gibi barenboim ve gerhaher'in de çaresizce onları izlemesi, hanımın salonun dışına taşınmasında merdivenlerin çıkardığı zorluk, konserin geri kalan kısmını daha da yoğunlaştırdı; winterreise değil mi ki ölüme giden bir yolcunun hikayesi, schubert'in ölüme yaklaşırken yazdığı son lied dizisi; hayatı kutsayan sanat ile ölüm hiç bu kadar içiçe olmamıştı. neyse ki konser sonrasında fuayede yaşlı hanımı ayakta görmek içimi ferahlattı..
konsere alman başbakanı/şansölyesi angela merkel de geldi; öyle şaşalı, tantanalı bir şekilde değil; konser başlamasına beş dakika kala, eşiyle birlikte ikinci sıradaki yerlerine geçtiler. balkonda olduğum ve etrafı izlediğim için fark ettim, yoksa salondaki çoğu izleyicinin ruhu bile duymadı merkel'i.
alkışlar dakikalarca dinmedi..
konser sonrasında meraklılar barenboim isimli piyanoyu yakından inceliyorlar..
16 Mart 2017 Perşembe
berlin'den..
castorf'un volksbühne'deki ilk yıllarından bir fotoğraf..
berlin tiyatro dünyasında bu yaz bir dönem kapanıyor. sadece almanya'nın ve almanca konuşulan ülkelerin değil dünya tiyatrosunun önemli noktalarından berliner ensemble ve volksbühne am rosa luxemburg platz kurumlarının başlarındaki, sadece alman değil dünya tiyatrosunun efsanevi tiyatro adamları claus peymann ve frank castorf genel sanat yönetmenliği görevlerini başkalarına devretmek zorunda bırakıldılar. peymann 18, castorf 25 senedir bu kurumları yönetiyorlardı. kurumların bağlı olduğu yerel hükümet, berlin için yeni bir vizyon oluşturmak uğruna, bu iki tiyatro çınarının üzerini çizdi.
söz konusu bu iki devir teslimin bir çok sonucundan biri, bu kurumlarda halihazırda sahnelenmekte olan ve hatta 2017'in ilk aylarında prömiyer yapmış olan bütün repertuarın 15 temmuz 2017'deki sezon kapanışından sonra bir daha izlenemeyecek olması. yani, örneğin berliner ensemble'da, dünyaca ünlü tiyatro adamı robert wilson'ın -geçen mayıs ayında istanbul tiyatro festivali'nde izlediğimiz- "die dreigroschenoper" (üç kuruşluk opera), "faust I und II", "shakespeares sonette" ve "peter pan" rejilerinin yanısıra daha aralık başında prömiyer yapmış olan beckett'in "endspiel" (oyun sonu) adlı işi, ya da volksbühne'de mart başında prömiyer yapan yedi saatlik castorf rejisi "faust" gün sayıyor. bu iki örneği çoğaltmak mümkün: yıllardır berliner ensemble'ın kapalı gişe prodüksiyonlarından olan peter stein rejili, klaus maria brandauer'in başrolünde oynadığı "der zerbrochene krug" (kırık testi), volksbühne'deki bir çok herbert fritsch, chrsitoph marthaler ve -yine geçtiğimiz istanbul tiyatro festivallerinden birinde istanbul'da volksbühne yapımı bir işini izlediğimiz- rene pollesch rejili iş maalesef tarihe karışmış olacak.
tabii, bu durum bu iki kuruma özgü bir olgu değil; almanca konuşulan ülkelerdeki tiyatro kurumlarının geleneği, genel sanat yönetmeni değiştiğinde kuruma dair her şeyin değişiyor olması. her genel sanat yönetmeni kendi özgün bakışını kuruma yansıttığı için; kendi repertuarını, kendi birlikte çalışmak istediği yönetmenleri, sahne tasarımcılarını, oyuncuları beraberinde getiriyor ve hatta kurumun internet sitesi ve broşür tasarımları bile değişiyor; giden de, birlikte çalıştığı sanatçıları genellikle gittiği kuruma beraberinde götürüyor, ancak maalesef önceki kurumdaki yapımları tekrarlamıyor.
volksbühne'nin amblemi "das laufende rad / raueber-rad" (ayaklı/haydut tekerlek) castorf'un 1992'de volksbühne'deki ilk rejisinden, schiller'in ""die raeuber" (haydutlar) oyunundan esinle ortaya çıkmış. amblemin tasarımı geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, castorf'un bütün işlerinin ve dünya tiyatrosunun avantgarde sahne tasarımcısı bert neumann'a ait.
volksbühne'nin bilet fuayesine kurulmuş sergi mekanında castorf dönemine ait yapımların görsellerine votka shotlar eşlik ediyor..
tabii ki, seyirci olarak bu işleri bir daha seyredemeyecek olmanın ötesinde, bu devir teslimlerin esas götürüsü, yaklaşık iki yıldır almanya'da tartışılmakta olduğu gibi, yeni genel sanat yönetmenleriyle birlikte bu kurumların kimliklerinin ciddi şekilde zedelenecek olma ihtimali. hele de volksbühne'nin başına bir tiyatro insanının değil de, bir müze direktörünün, tate modern'den ithal edilen hollandalı chris dercon'un geçirilecek olması bu kuşkuları güçlendiriyor. volksbühne çalışanları ve almanya'nın önde gelen sanatçıları berlin idaresine mektuplar mı yazmadılar, claus peymann ayrıca bir yazı mı kaleme almadı; kaygı, volksbühne'nin tiyatro üreten bir kurum olmaktan çıkarılıp, ağırlıklı olarak yabancı yapımların turneye geleceği bir sahneye dönüştürülecek olması. yapılmayan kalmadı ama idare kararından geri dönmedi; dercon da belli aralıklarla berlin'de basın toplantıları düzenleyerek, volksbühne'nin mevcut yapısını sürdüreceği garantisini vermeye çalıştı. bakalım zaman bize neler gösterecek..
mimar oskar kaufmann'ın 1914'te tasarladığı volksbühne, kuruluşundan itibaren, mimarisi de dahil olmak üzere, belli bir kimliği olan bir kurum: adı üzerinde -ve binasının üzerinde yazdığı gibi- "die kunst dem volke" (halka adanmış sanat); her zaman avantgarde, alışılmamış, eleştiren ve sol tandanslı işlerin üretildiği bir mekan.
berliner ensemble da malum, brecht'in mirası, onun tiyatrosu. buranın başına da, şu sıralar schauspiel frankfurt'ta son zamanlarını yaşayan oliver reese geçecek. adı ingilizmiş gibi dursa da, reese alman bir yönetmen-dramaturg. 2009'da frankfurt'a zaten berlin'den, maxim gorki theater'daki başdramaturgluk görevinden gitmiş, dolayısıyla tanıdığı bir şehre geri dönüyor; dinamizmini ve yaptıklarını sevmiş ve benimsemiş olan frankfurt'luları ardında bırakarak..
mart 2017, castorf'un "faust" prömiyeri öncesi...
chris dercon ile oliver reese neyi ne kadar başaracaklar şimdiden öngöremeyiz, ancak şimdiden bildiğimiz bir şey var ki, peymann'ın 18 yılda, castorf'un 25 yılda oyuncularla, tasarımcılarla ve yönetmenlerle büyüttükleri, yeşerttikleri ve olgunluğa eriştirdikleri iki müthiş ekibin, berliner ensemble ile volksbühne'nin işlerini dağılmadan önce izleyebilmek için dört ayın kaldığı; ekipler dağılacağı için mevcut yapımların önümüzdeki sezon turneye çıkma ihtimali de yok maalesef.
bu yüzden ne yapıp edip, robert wilson'ın, leander haussmann'ın, claus peymann'ın berliner ensemble'da; frank castorf'un, christoph marthaler'in, herbert fritsch'in, rene pollesch'in volksbühne'de sahneledikleri işleri son kez görebilmek için 15 temmuz'a kadar berlin'e gitmek gerek!
27 Şubat 2017 Pazartesi
"ayışığı" altında hollywood
oscar gecesi yard.rolde erkek'te mahershala ali (moonlight) ile başlayıp; ortalarına doğru, aynı zamanda filmin yönetmeni olan barry jenkins'in en iyi uyarlama senaryo ödülü almasıyla devam etmiş; ve en iyi film'de moonlight ile bitmiş.
bütün kalbimle: tebrikler, tebrikler, tebrikler!
akademi sanırım ilk defa sözde değil gerçekte bağımsız ve öteki (zenci, yoksul ve eşcinsel bir karakterin ve onun bulunduğu çevrenin hikayesinin her bir öğesiyle, yıldız oyuncusuzluğuyla, görüntüleriyle) olan bir filme en iyi film ödülünü verdi; hele de la la land gibi hollywood'un geçmişine, büyüsüne ve yapaylığına şimdiye kadar olmadığı ölçüde ustaca ve zekice bakan bir filmle yarıştırırken.
evet saklamıyorum, la la land'i de çok beğendim; sinema böyle bir sanat çünkü. bir ucunda bu varken, diğer ucunda moonlight, i daniel blake gibileri var.
la la land bafta'da i daniel blake'e tercih edildiğinde üzülmüştüm; tabii onların en iyi ingiliz filmi kategorileri vardı ve orada i daniel blake'i onurlandırarak içlerini rahatlatmışlardı.
amerikan akademisi ise bafta'ya göre daha duyarlı davranıp (az çok nedenini tahmin edebiliyoruz), seçimini büyüleyici, şaşaalı ve suni olan yerine küçük, yalın ve gerçek olandan yana kullandı.
amerikan akademisi ise bafta'ya göre daha duyarlı davranıp (az çok nedenini tahmin edebiliyoruz), seçimini büyüleyici, şaşaalı ve suni olan yerine küçük, yalın ve gerçek olandan yana kullandı.
17 Şubat 2017 Cuma
ich habe genug / artık yeter / i have enough
"Welt, ich bleibe nicht mehr hier,
Hab ich doch kein Teil an dir,
Das der Seele könnte taugen.
Hier muß ich das Elend bauen,
Aber dort, dort werd ich schauen
Süßen Friede, stille Ruh."
/
"Dünya, artık burada kalmıyorum,
senin hiç bir parçan yok bende,
ruhumun işine yarayacak.
Burada acıyı çoğaltmak zorunda kalırım,
ama orada, orada ulaşacağım
tatlı barışa, sakin huzura."
/
"World, I will not remain here any longer,
I own no part of you
that could matter to my soul.
Here I must build up misery,
but there, there I will see
sweet peace, quiet rest."
bach'ın "ich habe genug / artık yeter / i have enough" başlıklı 82 numaralı kantat'ından
...
freiburg barok orkestrası ve katharina arfken'in oboa solosu eşliğinde muhteşem bariton matthias goerne bu akşam az sayıdaki istanbulluyu işsanat'tan öbür dünyaya götürdü, geri getirdi.
getirmese miydi keşke; orada mı kalsaydık acaba..
Etiketler:
bach,
barok,
freiburg barock orchester,
konser,
matthias goerne,
müzik
1 Şubat 2017 Çarşamba
TEB Oyun 32 / Kış 2017
Tiyatro Şiddete Karşi, Ayşegül Yüksel
Macbeth Ve Lady Macbeth, Özdemir Nutku
Tiyatro Eleştirmenliği Üzerine Ayriksi Düşünceler, Robert Schild
Shakespeare Ve Florio Üzerine Gözlemler, Michel Vais
Vaclav Havel’in Oyunlari Bildirim Ve Largo Desolato, Berna Ataoğlu
Duygularin Yoğunluğunda Münih Ve Köln’de Lucia Di Lammermoor, Zehra Ipşiroğlu
Bizi Yaratan Shakespeare Eleştiri, Yusuf Eradam
Sizinin Da, Umudun Da Yuvasi Aşiyan, Fatma Onat
Göç Ve Tiyatro Şermin Langhoff Ve Maxim Gorki Theater, Bekir Akbaş
Hangi Çocuk Tiyatrosu, Beki Haleva
Marina Carr’dan Üç Oyun Türkçe’de, Handan Salta
Çocuklar Ve Gençlere Sanat Festivali, Hakan Silahsizoğlu
Uluslararasi Genç Eleştirmenler Semineri, Handan Salta
Interferences Tiyatro Festivali Ve Genç Eleştirmenler Semineri, Eylem Ejder
Tiyatro Eleştirmenleri Belgrad’ta Toplandi, Ragip Ertuğrul
Dosya: Uluslararasi Arenada Henrik Ibsen
Halk Düşmani Çapulcu Mu Psikopat Mi?, Zehra Ipşiroğlu
Errol Durbach Ibsen’e Çevirmen Bakişi, Errol Durbach
Uluslararasi Başari Kazanan Ilk Yazar Ibsen, Marvin Carlson
Kamusalla Mahrem Sinirinda Ibsen, Freddie Rokem
Hayati Sanat Üzerinden Sorguluyoruz, Tim Etchells
28 Ocak 2017 Cumartesi
engin cezzar 1935-2017
annem anlatmıştı kaç kere; amerika'da eğitim gören genç bir oyuncu şehir tiyatroları'nda hamlet rolüyle o yıllarda bütün istanbullu genç kızların kalbini çalmıştı diye..
annem tepebaşı'ndaki dram tiyatrosu'nda engin cezzar'ı hamlet'te izleyen o hayran kızlardan biriymiş. ben ise gülriz sururi ile yaptığı işlerle büyüdüm: "kaldırım serçesi"ni şişli kent sineması'nda, "halide" (1986) ve "filumena"yı (1985) harbiye konak sineması'nda izlemiştim.
bu büyük tiyatrocunun toprağı bol olsun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








