14 Temmuz 2010 Çarşamba

julidans 2010, genel izlenimler & bilanço

yaz geldi mi avrupa'nın belli başlı kentlerinin dans festivalleri arka arkaya dizilirler. bana göre bunlardan; genç -veya kendini genç hisseden- seyirciye hitap eden, dinamik, avant-garde, yenilikçi ve performans sanatına göz kırpan en önemli üç tanesi: temmuz'un ilk 15 gününde amsterdam'daki julidans, temmuz ortası-ağustos ortası arasında viyana'daki impulstanz ve ağustos'un son 15 gününde berlin'deki tanz im august'tur.

yıllardan beri programlarını uzaktan takip ettiğim julidans'ın bu seneki toplamı benim için o kadar heyecan vericiydi ki, kuzenim s.'nin lojistik, manevi ve fiziki desteğini de alarak, kültür başkentimiz istanbul'dan sekiz günlüğüne ayrılmayı göze aldım.
sanırım burada önemli bir şeyler kaçırmadım. orada ise, kolay kolay -bazıları imkansız seviyede- istanbul'da sahnelenemeyecek gösteriler seyrettim.

dünya dans sahnesinin ünlü, ünsüz, popüler, underground, büyük ölçekli iş yapan, solo takılan ne kadar "l'enfant terrible"ı (yaramaz çocuğu) varsa bu sene julidans'taydı, şansıma onları sekiz günlük amsterdam kaçamağıma sıkıştırabildim. marie chouinard, dave st-pierre, jan fabre, ivo dimchev, lisbeth gruwez bunlardan öne çıkanları.
fabre ve dimchev'i istanbul'daki gösterilerinden tanıyordum, şaşırmadım. özellikle chouinard ve st-pierre'i çok çok çok merak ediyordum; ikisinin işlerine de hayran kaldım; çok etkileyiciydiler!!!

bu sekiz günün tetikçilerinden biri de, her yaptığı şeyi -nedense- koşulsuz beğendiğim sidi larbi cherkaoui'nin, flamenko cadısı maria pages ile ürettiği "dunas" adlı çalışmaydı. her zamanki gibi iki gece üstüste "dunas"ı seyrettim ve bir kere daha bu iki benzersiz sanatçıya hayran kaldım; provokatif, yıkıcı, rahatsız edici olmadan nasıl bu kadar büyük laflar edebildiklerine, toplum-din-insan ilişkileri eleştirisi yaparken nasıl sanatlarından ödün vermeyip nefes kesici güzellikte sahneler yarabildiklerine bir kere daha tanıklık ettim.

kuzenim v.'nin istanbul'da düğünü olmasaydı, kuzenim s.'nin "ısrarlarına" dayanamayıp bir hafta daha amsterdam'da kalabilir; sekiz sene önce 65 yaşındakilerle hazırlanmış olanını seyrettiğim pina bausch'un "kontakthof"unun bu sefer 14 yaşındakilere uyarlanmış halini ve yine çok merak ettiğim italyan-hollanda kırması emio greco'nun "para-diso"sunu da izlerdim.

julidans'ın bu seneki programında istanbul'da daha önce seyretme şansına erdiğimiz akram khan'ın "gnosis"inin ve idansçılar sayesinde gerçekleşen p.a.r.t.s. gösterilerinden en ilginç olanının -daniel linehan'ın "not about eveything"inin- de bulunduğunu söylemek isterim. dans platform ve idans'a teşekkürler.

julidans'ta seyircilerden yana neredeyse hiç bir sıkıntı yaşamamış olmamız şaşırtıcı değil tabii; yanlışlıkla çalan bir-iki telefon, sıkılıp telefonunun ekranına, saatine bakan bir-iki kişi dışında, iki akşam yanımızda oturan çiftler gösterileri (ikisi de "dunas"tı) hiç beğenmemiş olmalarına rağmen -sonunda hiç alkışlamamalarından ve birbirilerine "hiç bir şey anlamadım" demelerinden belliydi- sessiz sessiz oturup seyrettiler, ne tek kelime konuştular ne de broşür karıştırdılar.

geçen seneki amsterdam gezimde de fark etmiştim, hollandalılar pek kolay ayağa kalkıyorlar alkışta. "ayyyynnnı bizdeki gibi!" hatta bizden de önce.
öyle viyana'da, berlin'de olduğu gibi ayakta alkışlamak küçümsenmiyor anlaşılan. tabii, ayakta alkış öyle havaifişek gibi patlayıp sönmüyor; defalarca sahneye davet ediliyor sanatçılar.

seyirci açısından pek sorun yoktu ancak julidans ekibinin organizasyonu biraz amatörceydi. bizim "v.i.p." havalı iksv'mizin çok gerisinde olduklarını söyleyebilirim; 20 yıllık bir festival için fazla acemiydiler, aksaklıklar da bayağı garipti. işte bir kaçı:
.bilet satışının yapıldığı internet sitesi hatalarla doluydu: gösterilerin bir kaçına ya ulaşılamıyordu ya da ulaşılsa da bilet satın alınamıyordu.
.festival programında olmamasına rağmen bilet satış listesinde gözüken, ancak bilet almak için tıkladığınızda "teknik problem" hatası verip sizi telefonla satışa yönelten gösteri bilgileri vardı.
.hiçbir gösteri zamanında başlamadı; en erken 10 dakika gecikmeyle!
.festivalin yapıldığı tiyatrolardan birinde gösteri sonrasında sanatçılara çiçek verilirken, diğerlerinde verilmiyordu.
.gösteri sonrasında yapılacak sanatçı söyleşileri konusunda görevliler bihaberdi. hatta bir akşam tabelasyı koymuşlar, gittik oturduk üst fuayede hazırlanmış koltuklara, 10 dakika sonra geldiler, bu akşam değil yarın akşam olacak diye!

gösteriler sonrası yapılan sanatçı söyleşileri, dansçı veya koregorafları yakından tanımak için birebirdi.
seyircinin bu söyleşilere takılmak konusunda pek heyecanlı olduğunu söyleyemem. bizim idans'ın söyleşilerindeki tenhalığı düşününce: "ayyynnı bizdeki gibi!"

her ne kadar söyleşileri yapan hollandalı dans eleştirmenlerinin istinasız hepsi (üç farklı hanıma denk geldik) birbirinden sinir, beceriksiz ve bilgisiz idiyseler de, sidi larbi'yi, maria pages'i, dave st-pierre'i, gösteriden sonra hemen duşunu alıp soluğu fuayedeki söyleşide alan dansçıları görmek, onlarla konuşmak, gündelik hallerine tanık olmak hoştu.

julidans'ın açılış ve kapanış'taki dans partilerine denk gelememiş olsam da (kuzen kapanış partisine gitmeyi planlıyordu, acaba bu akşam orada olacak mı), israilli toplulukların 19.00 ve 20.30 seanslarında gösterilerinin olduğu tek gün, tiyatronun lokantasında düzenlenen dans partisine kuzenimle katılma şansımız oldu. hollandalılar gibi kendimizi podyumun ortasına atmadık, ama pek keyifliydi. özellikle 65-70'lik teyzelerin gençlere taş çıkartan figürleri inanılmazdı!



julidans, 01-14 temmuz 2010 (amsterdam)
1. un peu de tendresse bordel de merde!, dave st.pierre, compagnie dave st-pierre, ***** (09tem)
2. dunas, sidi larbi cherkaoui & maria pages, ***** (02-03tem)
3. the golden mean (live), marie chouinard, compagnie marie chouinard, ****.5 (04tem)
4. mana, noa wertheim, vertigo dance company, **** (08tem)
5. birth of prey, maarten van cauwenberghe & lisbeth gruwez, voetvolk **** 07tem
6. jailbreak mind, fabien prioville, **** (04tem)
7. big mouth & coveriance, niv sheinfeld & oren laor, **** (08tem)
8. libido, dave st.pierre & andre gingras, **** (05tem)
9. the china project, jin xing & chris haring, jin xing dance theatre & liquid loft, ***.5 (06tem)
10. paris, ivo dimchev & christian bacalov, *** (06tem)
11. another sleepy dusty delta day, jan fabre, troubleyn, **.5 (07tem)

12 Temmuz 2010 Pazartesi

ispanyolların gecesi



ajans-2010'dan destekli dans platform istanbul'un konuğu pazar akşamı ispanyol compania nacional de danza 2 idi. julidans günlerim devam ediyor gibi hissettim, tek eksik turuncu tişörtlü insanlardı. zaten kupayı da ispanya aldı.

nacho duato yönetimindeki genç ve başarılı cnd2 ekibini daha önce işsanat'ta izlemiştim/k; yine duato'nun üç yapıtından oluşan bir program sunmuşlardı, memnun kalmıştım/k. bu sefer de, cnd2 duato'nun başka üç yapıtını sahneledi; yine memnun kaldım/k.
genel olarak, ışık veya sahne tasarımına dair herhangi bir atraksiyonu olmayan, koreografinin gücüne ve dansçıların tekniğine dayalı üç yapıtla saf dansın ve kusursuzca akan bedenlerin keyfine vardık.


çok yeni bir yapıtla, 2009 tarihli "kol nidre" ile başladı program; bence akşamın en etkileyici yapıtıydı.
müzikleri arvo part, john zorn ve john tavener imzalı "kol nidre", savaşa dair imgeler üzerine kuruluydu. birbirinden hoş ve akıcı koreografik buluşlar, goya'nın savaşı anlatan özgün baskıları ve ünlü 3 mayıs tablosundan ispanyol iç savaşına ve günümüze bütün savaş acılarını ve insanın yıkımını gözler önüne serdi.


ikinci eser "without words" akşamın en eski tarihli işiydi, 1998'den.
mischa maisky'nin cellosuyla piyano eşliğinde yorumladığı franz schubert'in müziğinin içerdiği bütün romantizmi, melankoliyi, yumuşaklığı barındırıyordu duato'nun koreografisi; genel olarak klasik balenin hareketleri kullanılarak modernleştirilmiş, duolar, triolar, tek bir solo ve topluluk koregorafisi ustaca kaynaştırılmıştı.
arka perdeye yansıtılan yapıtın siyah-beyaz fotoğrafları da, önde akıp giden koreografi ile koşutluk oluşturuyor, hüzün ve nostalji hissini arttırıyordu.
ayrıca, cdn2'nin genç dansçıları da çok başarılı bir şekilde yorumladılar yapıtı.


akşamın son eseri "gnawa" tipik bir üçlü programın son yapıtı olacak nitelikte, gerek müziği gerekse koreografisiyle daha popüler, ağırlıklı olarak kulağa ve göze hitap eden, gösterişli ve seyirciyi çoşturan bir çalışmaydı. bence akşamın en zayıf eseriydi.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

julidans 2010, izlenim 07: un peu de tenderesse bordel de merde! / st-pierre


sabah 5'te istanbul'a donmek uzere kalkmak zorundayim, o yuzden simdilik cok kisa yazacagim:
dave st-pierre'in "un peu de tendresse bordel de merde!" yapiti tek kelime ile muhtesemdi!

9 Temmuz 2010 Cuma

julidans 2010, izlenim 6: amsterdam'da israil gunu





"dunas" istisna olmak uzere, haftaboyunca seyrettigim birbirinden depresif, ofkeli, politik ve sorgulayici bir avuc yapittan sonra dogrusu, noa wertheim'in "mana"sini seyretmek ilac gibi geldi.

sahne ve kostum tasariminin masalsi/ruyamsi atmosferi, cok derinden de olsa folklorik enstruman ve tinilarla zenginlestirilmis melodik ve ritmik muzigi, fazlaca bildik/tanidik hareketlerden olussa da akici koreografisi ile -yarin aksamki dave st-pierre finalim oncesinde-sadece had safhada estetik bir dunyaya dalip kafa dagitmak, sifirlanmak icin birebirdi.
on yillik gecmisinde issanat'a konuk olan bir avuc kalburustu dans topluluklarindan biri olarak vertigo dance company'e julidans'ta rastlamak hos oldu.



19.00 seansindaki next programinda ise yine israil'den niv sheinfeld & oren laor ikilisinin iki kisa isi vardi; biri duo "covariance" digeri trio "big mouth" olan yapitlar mutevaziliklerine ragmen teknigi kuvvetli danscilari, kucuk hos koreografik fikirleri ve abartiya kacmayan politik duruslari ile beni ve kuzenimi memnun ettiler.

8 Temmuz 2010 Perşembe

julidans 2010, izlenim 05: birth of prey / gruwez - another sleepy dusty delta day / fabre


julidans yaramaz cocuklarin katlanilasi zor ama verilen zamana degen, kiskirtici, kizgin ve futursuz isleri ile devam ediyor; amsterdam'da seyircileri var, salonlar dolu ve, belli ki seviliyorlar.

yillar once istanbul'a da gelmis olan jan fabre'indi bu gece sahne; once juldans'in ona sundugu imkani kullanarak "next" serisinde lisbeth gruwez'i "birth of prey"ile cikardi sahneye, aksamin devaminda baska bir tiyatroda ise kendi koreografisi "another sleepy dusty delta day"i sundu. iki solo izlemis olduk, ikisinde de danscilar kadindi.

lisbeth gruwez'in kendi dans ettigi atmosferik isi "birth of prey" cok cok iyiydi; gruwez seyirciyi "su sisler icinden cikan sey gercekten insan mi, yoksa tanimsiz bir varlik miydi?" diye supheye dusurecek kadar bedenini baskalastirabilen bir dansci; performansi inanilmaz etkileyiciydi. idanscilar gruwez'i istanbul'a getirmeli!

jan fabre'in "ode to billy joe" sarkisindan etkilenerek sahneledigi "another sleepy dusty delta day" ise sahne duzenlemesinin ve dansci artemis stavridi'nin basarili performansina ragmen, ozellikle dans kisimlarinin koreografisi karakterin gecirdigi duygu ve olaylarin cok fazla birebir taklidiydi; resim diliyle tanimlarsam "figuratifti".
sozkonusu fabre olunca insan soyutlanmis, deforme edilmis, parcalanip carpitilmis bir koreografi bekliyor; biraz hayal kirikligi idi..

7 Temmuz 2010 Çarşamba

julidans 2010, izlenim 04: paris / dimchev - the china project / xing & haring

garip bir aksamdi, her acidan. hem izledigim iki gosteri hem de gosteri sonrasi amsterdam sokaklari! insanlarin, dunyanin her yerinde bir kac degisiklik disinda benzer olduklarini fark etmemi sagladi bu aksam yasadiklarim ve seyrettiklerim.

cin'in ilk resmi transseksueli ve ayni zamanda en unlu modern danscisi eski albay jin xing ne kadar bulent ersoy'a benziyorduysa, mac oncesi ve sonrasi taskinliklariyla hollanda halki da bizleri cok andiriyordu; gerci yanimda kuzenim vardi ama genel anlamda soylersem: bu aksam amsterdam'da kendimi yanliz hissetmedim, tek -ve en buyuk- eksik silah sesleri idi! gosteriden ciktigimizda mac biteli yaklasik 1.5 saat olmustu ancak sokaklar hala bagiris, cigiris, korna gurultusunden gecilmiyordu, bir de tabii mutemadiyen havada sokaklari kontrol eden helikopterin sesinden.


bu aksamin gosterilerine kisaca deginirsem;
istanbul'a iki kere konuk olmus ivo dimchev'in christian bacalov icin tasarladigi paris kenti hakkinda solo, tipik dimchev tarzinda rahatsiz edici, igneleyiciydi; belli ki dimchev ve bacalov paris'ten nefret ediyorlar.
jing xing'in avusturyali chris haring ile birlikte hazirladiklari "the china project" ise; ele aldigi konu (gunumuz cin'inde kadinin durumu) ve sahneleme sekli (seyirciler lounge seklinde hazirlanmis sahneye alindi) ne kadar isabetli ve yaraticiysa, koreografi ve kurgu o kadar zayifti.

6 Temmuz 2010 Salı

julidans 2010, izlenim 03: libido / st-pierre & gringras


cagdas dansin en yaramaz veledi dave st-pierre ile arkadasi andre gingras'in, hollanda'da bile 18 yas siniri ile sahnelenen yeni yapitlari "libido" bu aksam iki seans halinde seyirci ile bulustu.

oldukca provokatif, rahatsiz edici, kiskirtici ve tahammul sinirlarini zorlayan bir eserdi, nitekim hollanda'da bile dayanamayip cikan veya gosteri sirasindaki seyirciyle soru-cevap'ta st-pierre ile agiz dalasina giren oldu!
ancak, 'libido'nun sonralara dogru oyle bir sahnesi vardi ki, benim icin st-pierre kendini temize cikarmis oldu; butun o 50 dakikalik sapkinlik, insanin icini acitan kucuk bir mizansenle insana dair cok temel bir ihtiyaca, sefkat ve sevilme ihtiyacina baglandi.
iste o zaman, dave st-pierre'in neden "pina bausch'un pornografik oglu" olarak adlandirildigini anladim.
daha etraflica yazmak dilegiyle...

5 Temmuz 2010 Pazartesi

julidans 2010, izlenim 02: jailbreak mind / prioville - the golden mean / chouinard

ilk iki aksamki cifte "dunas"tan sonra bu aksam cifte gosteri ile julidans'a dahil olmaya devam ettim.


pina bausch'un 1999-2006 yillari arasinda danscisi olmus fabien prioville " jailbreak mind"da digital teknoloji ile insan arasindaki iliskinin sorunlu taraflarini sahneye tasidi; soloydu ve 55 dakika surdu. bizim idans festivaline yakisacak nitelikte, performansin sinirlarinda gezinen etkileyici bir isti.


juldans'ta seyredecegim cagdas dansin yaramaz cocuklarindan ilki, coktandir merak ettigim ve yapitlarini canli izlemek istedigim kanadali avant-garde koreograf marie chouinard'in "the golden mean (live)" adli eseri ise her seyiyle ozgun, garip, oldukca siradisiydi; insanoglu ve insankizinin dertlerini bambaska, alisilmadik, cok kendine has bir sahne ve dans diliyle anlatiyordu. umarim ilerde hakkinda daha uzun yazma firsatim olur...

4 Temmuz 2010 Pazar

julidans 2010, izlenim 01: dunas / cherkaoui & pagés


sidi larbi gosteri sonrasindaki soyleside 'dunas'i, ozgur olma fikrinden yola cikarak hazirladiklarini soyledi. bence yogun olarak ask temasi hissediliyordu.
iki kisinin birbirine duydugu tensel ve duygusal ask, sidi larbi cherkaoui'nin isleri arasinda ilk defa bu kadar one cikarak anafikre donusmustu.

istanbul'a donunce uzun uzun ve turkce klavye ile 'dunas'i yazacagim. heyecani sogumadan ilk izlenimler ise: golgeler, suretler, renkler, kivrimlar, katmanlar, derinlikler, iluzyonlar... tekken cift, ciftken tek olmak... adam ile havva, kane ile abel, yaratan ile yaratilan, guclu ile gucsuz olmak... flamenko kadar sert ve ayaklari yere basmak, bir tul kadar hafif ve ucucu olmak...

1 Temmuz 2010 Perşembe

her nabza ayrı şerbet






şehre inen opera, tünel'i saran caz, su üstünde avrupa, üsküdar'da cervantes, harbiye'de bale;
istanbul'da herkesin gönlüne göre bir şeyler olacak temmuz'un ilk on gününde.

aklım bazılarında kalsa da, kentten ayrılıyorum bir haftalığına; zira, dünya dans sahnesinin en yaramaz çocuklarıyla randevum var amsterdam'da.


lojistik destek için kuzenim s.'ye şimdiden teşekkürler ve, umarım herhangi bir aksilik yaşamadan gider gelirim...