31 Ağustos 2015 Pazartesi

2014-2015 sahne sanatları sezonu

(01 eylül 2014  - 31 ağustos 2015)

tiyatro
.bir yaz gecesi rüyası shakespeare/popovski istanbul şehir tiyatrosu  ***** (17ock)
.aadama passioon paert/wilson accentus music corp. ***** (16mys, talin)
.veistajat kokko-menna-smeds/smeds smeds ensemble ***** (29ekm, helsinki)
.istenmeyen ercan-uğurlu/ercan ceren ercan-gülce uğurlu ***** (01ara)
.iki kapılı ev calderon/uslu ekip tiyatro ***** (23ksm)
.peter pan barrie-wilson-cocorosie/wilson berliner ensemble ***** (05tem, berlin)
.parkta güzel bir gün lynn/aydoğan moda sahnesi ***** (16ksm)
.imparatorluk kuranlar ya da şümürz vian/popovski nilüfer tiyatro ****.5 (26ock)
.love letters gurney/lavigne ****.5 (08ock)
.woyzeck büchner-wilson-waits/dröse deutsches theater berlin ****.5 (07tem, berlin)
.cambazın cenazesi (yarının oyunları 2) engin/zenderlioğlu ikincikat ****.5 (22eyl)
.hak ateş/ateş-şamlıoğlu kumbaracı50 ****.5 (17ksm)
.11’e 11 babür/babür emek sahnesi **** (23ara)
.ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefine yanaşma sanatı ve biçimi perec/demirel sarı sandalye **** (10ock)
.palsa liksom-smeds/smeds suomen kansallisteatteri **** (25ekm, helsinki)
.ödipus der tyrann sofokles-hölderlin/castellucci schaubühne **** (08tem, berlin)
.bira fabrikası kwahule/aydoğan moda sahnesi **** (15mys)
.roberto zucco koltes/aydoğan moda sahnesi **** (19mrt)
.faust 1 - 2 goethe-wilson-grönemeyer/wilson berliner ensemble **** (09tem, berlin)
.kapı aralığı nedir? kapı aralığı bir fotoğraftır stein/demirkol ba- **** (30mrt)
.bakarsın bulutlar gider yula/yula bo tiyatro **** (05ksm)
.kara vanilya ormanı ridley/pamir talimhane tiyatrosu **** (10ara)
.hayal-i temsil özbudak/sertdemir istanbul şehir tiyatrosu  **** (29nsn)
.timsahlar sohn/sohn  bitiyatro ***.5 (06mrt)
.kabuk akşehirli/çerci  galata perform ***.5 (24nsn)
.bernarda alba’nın evi lorca/yılmaz mek’an ***.5 (08mys)
.dolu düşün boş konuş berkoff/özcan oyun atölyesi ***.5 (23ksm)
.kuningas kuolee ionesco/leino suomen kansallisteatteri ***.5 (24ekm, helsinki)
.kuşlar aristofanes-pekman/sarıöz semaverkumpanya ***.5 (29mys)
.hamlet makinesi müller/mesci istanbul devlet tiyatrosu ***.5 (14ara)
.aç köpekler metin/uslu altıdan sonra tiyatro ***.5 (09şbt)
.kurusıkı kazak/kazak bkm ***.5 (16ock)
.fü mahmutyazıcıoğlu/marçalı ikincikat ***.5 (07ksm)
.tschick hernndorf-koall/riemenschneider deutsches theater berlin ***.5 (09tem, berlin)
.iki kişilik yaz creig-mcintyre/salihoğlu dot  ***.5 (14ock)
.çürük temel fabre/alkan istanbul şehir tiyatrosu  ***.5 (21ksm)
.bir delinin hatıra defteri gogol-erkal/erkal dostlar tiyatrosu ***.5 (09ock)
.agamemnon – süpermarketten döndüm oğlumu bi güzel dövdüm garcia/çalış galataperform ***.5 (07mrt)
.aynur hanımın bebeği mahmutyazıcıoğlu/arıcı ikincikat *** (31tem)
.sabırtaşı rahimi-yöntem/göker tiyatro hal *** (31ekm)
.on utku/utku tiyatro öteki hayatlar *** (28ksm)
.o’ndan sonra kaplan/altunkaya mekan artı *** (17hzr)
.sonra beckim/baş tiyatro yan etki *** (25ara)
.tesir prebble/şensoy siyah beyaz ve renkli *** (12mrt)
.moonlight sonata ritsos/mpotsios theatrical lab kavala *** (01ağs)
.es sagt mir nichts, das sogenannte draussen berg/nübling maxim gorki theater *** (06tem, berlin)
.romeo’yu beklerken grochala/üstüner tiyatro yan etki *** (26ksm)
.ruveyda (yarının oyunları 4) yakut/pamir ikincikat *** (17eyl)
.üst kattaki terörist serbes-marçalı/marçalı ikincikat *** (02ara)
.dövüş gecesi devriendt/daltaban dot *** (20ksm)
.araf dorfman/özcan oyun atölyesi *** (01mrt)
.sırça hayvan koleksiyonu williams/urağ istanbul şehir tiyatrosu *** (27ara)
.5.frank dürrenmatt/koyunoğlu tiyatro adam *** (24ara)
.big shoot kwahule/yetiş tiyatrops *** (28mrt)
.kalp düğümü eldridge/çalışkur craft tiyatro *** (11ara)
.vanja-eno çehov/westerberg suomen kansallisteatteri *** (27ekm, helsinki)
.oniki öfkeli adam rose/akkaya istanbul şehir tiyatrosu  *** (01ksm)
.zen kaçar/şamlıoğlu tiyatro is *** (05ock)
.dört bacaklı şey karahaliloğlu/daumas galata perform *** (22şbt)
.abim geldi camoletti/severcan tiyatro sahnekarlar *** (26şbt)
.leonce ile lena büchner/mamikoğlu adana devlet tiyatrosu  *** (13mys)
.nafile dünya özinel/kortay istanbul devlet tiyatrosu *** (08ksm)
.diktat cormann/kasapoğlu diyarbakır devlet tiyatrosu *** (12mys)
.bir idam mahkumunun son günü hugo-yerlikaya/pamukçu yeni tiyatro *** (09mrt)
.ekonomania sertdemir/ciulli theater a.d.ruhr-altıdan sonra tiyatro *** (18-21eyl)
.kalem kaplan/altunkaya mekan artı   *** (17ara)
.kral (soytarım) lear shakespeare-sertdemir/sertdemir pangar-altıdan sonra tiyatro *** (10ksm)
.ormanlardan hemen önceki gece koltes/tezkan-urun biriken *** (14şbt)
.sorunlu insan kaynağı erzurumlu/erzurumlu-schneck altıdan sonra tiyatro-lokstoff **.5 (11ekm-27ara-28şbt)
.o yüz stenham/saatman oyun kutusu **.5 (20ock)
.istibdat kumpanyası saatçi/erdenk tiyatro istanbul **.5 (09ksm)
.tatyana çehov-suvorin/tezkan-urun biriken **.5 (04ksm)
.duyum eşiği arslan/arslan tiyatro sit **.5 (09ksm)
.karabatak ateş/ateş d 22 **.5 (27ksm)
.kırmızı siyah ve cahil bond/busetta bitiyatro **.5 (28ara)
.hayvan çiftliği orwell-hall/eren bakırköy belediye tiyatrosu **.5 (11ock)
.kelebekler özgürdür gershe/sarı tiyatro ak’la kara **.5 (14ara)
.ellerimin arasındaki hayat ustinov/arıcılar istanbul devlet tiyatrosu **.5 (18ock)
.soytarılar paveşkiç/yakut tiyatro hal **.5 (26ara)
.woyzeck büchner/berkin versus **.5 (06ock)
.teed juuakse kell viis linehan/baskin eesti draamateater **.5 (17mys, talin)
.başıbozuklar zirvesi utku/utku-özsemerciyan tiyatro öteki hayatlar ** (05ara)
.erkek erkeğe karge/erten bosahne ** (29ara)
.tek kişilik şehir ak/ayan tiyatroperest ** (16şbt)
.her yıl kuşlar geri gelir butterwoth/levendoğlu tiyatro stüdyosu ** (19ksm)
.uyanış almelek/yeniay tiyatro oyun bandı ** (28ock)
.cadı kazanı miller/sağlam tatavla sahne ** (13ara)
.kral lear shakespeare/cabaluz oyunbaz ** (15ksm)
.cibali karakolu keroul-barre/denizhan istanbul şehir tiyatrosu ** (13ara)
.bukalemun s.-s.alben/alben tiyatro laboratuvarı ** (13ksm)
.kestirmeden hikayeler esmeray/esmeray ** (07ock)
.poz (yarının oyunları 1) madanoğlu/marçalı ikincikat *.5 (25eyl)
.sugar balım stone-wilder-diamond-merrill-arman-erten-uslu/erten tim show center *.5 (02mrt)
.richard III shakespeare/sikharulidze tiyatro cef *.5 (13ekm)
.hansel ve gretel’in öteki hikayesi labute/altuğ oyun atölyesi *.5 (21mys)
.utanç karaoğlu/karaoğlu stüdyo 4 istanbul *.5 (22ara)
.paşa paşa tiyatro yahut ahmet vefik paşa erarslan/güney istanbul devlet tiyatrosu *.5 (02ksm)
.kerbela berktay/mesci istanbul şehir tiyatrosu *.5 (01ksm)
.ne oldu şimdi? uslu/uslu turkcell oyuncuları *.5 (03hzr)
.kısasa kısas shakespeare/kazankaya tiyatro pera *.5 (16ksm)
.canavar cafer erduran/göker tiyatro hal *.5 (30ksm)
.kam bora/bora berika *.5 (30nsn)
.kırmızı yöntem/yöntem-göker tiyatro hal *.5 (15ara)
.karanlığın ötesinden gelen sesler dorfman/güler yolcu tiyatro *.5 (13mrt)
.mikadonun çöpleri anday/doğan gri *.5 (03ara)
.yazar crouch/ilter talimhane tiyatrosu *.5 (21ock)
.kısasa kısas shakespeare/uğurlu istanbul şehir tiyatrosu *.5 (11şbt)
.kesit erol/erol merve engin *.5 (22ock)
.kuvayi milliye destanı hikmet/berksoy berksoy opera vakfı *.5 (24ksm)
.romeo ve juliet shakespeare/birkiye bakırköy belediye tiyatrosu *.5 (04ock)
.ölü ordunun generali kadere-neziray/tuncer istanbul şehir tiyatrosu  *.5 (21şbt)
.tek gecelik aşk erkam/merter oda tiyatrosu *.5 (19ara)
.aşk ve faşizm carbunariu-mclean-özsoy gülan-tornero/özsoy gülan galataperform * (16mrt)
.kadınlar da savaşı yitirdi malaparte/erdal istanbul devlet tiyatrosu * (22ksm)
.kuğular şarkı söylemez merter/yetkinoğlu dem * (12ock)
.bülbül susturulduğunda shehadeh-greig/yalım istanbul devlet tiyatrosu * (06ara)
.frida – kalabalık monolog özerden/özerden ikimetrekare * (05mrt)
.woyzeck, bir rock masalı büchner-beşikçioğlu/beşikçioğlu tatbikat sahnesi * (21nsn)
.çöl fırtınaları ali-steen/gürzumar istanbul devlet tiyatrosu * (07ara)
.let (yarının oyunları 3) arslan/marçalı ikincikat * (03eyl)
.geçtim ama tiyatrodan neziray/şendil istanbul devlet tiyatrosu * 21ekm)
.sevgili hayat özşener/belgin istanbul devlet tiyatrosu * (30ksm)
.annem oğlum ve ben kazankaya/kazankaya tiyatro pera * (01mrt)
.90’larda lubunya olmak siyah pembe üçgen derneği izmir/altunkaya mekan artı * (29ksm)
.market erarslan/erarslan çolpan ilhan-sadri alışık tiyatrosu * (25ksm)
.kuş kafesi poiret/şendil tiyatro ak’la kara * (25ock)
.terzi mrozek/yavuz istanbul şehir tiyatrosu * (12şbt)
.uzak adalar greig/erkan ölü aktörler * (04ara)
.julius caeser ya da julia caeser’ın trajedisi shakespeare/doğan gri * (21şbt)
.gökten gelen adam tunçer/tunçer açık tiyatro * (23şbt)
.almanci/doyçlender akal/kışlal divercitylab-daskunst * (19mrt)
.ormanlardan hemen önceki gece koltes/yurtsever kri sahne * (19mrt)
.lavean beyoğlu/özel lavean tiyatro * 11ksm)
.kozalar ağaoğlu/konaç gri * (02ock)
.zübük nesin/saban tiyatrokare * (28ara)
.diva ertanoğlu/ertanoğlu * (31mrt)
.beş fasılda tükenmek çağlar/çağlar-yalçıner kast * (23ock)
.olacak şey değil rooney/törtop tiyatro dünyası oyuncuları * (27şbt)
.cinayet ile ilgili tatlı şeyler camus-nişancalı-ataman/ataman lab  * (10mrt)
.arı’za türler gümüşdere/gümüşdere tiyatro rea - (13ock)
.muhteşem gatsby fitzgerald-levy/ertener istanbul devlet tiyatrosu - (08mrt)
.8 armastavat naist thomas/neuhaus vene teatr - (18mys, talin)

dans
.golden hours keersmaeker rosas ***** (31ock, brüksel)
.32 rue vandenbranden carrizo-chartier peeping tom ****.5 (03-04şbt, leuven)
.yerbabuena yerbabuena eva yerbabuena ballet flamenco ****.5 (22mys)
.tauberbach platel les ballets c. de la b. ****.5 (05şbt, brugge)
.como el mosquito en la piedra, ay si si si... bausch tanztheater wuppertal pina bausch ****.5 (27-28eyl, wuppertal)
.rite of spring bernat roger bernat / fff ****.5 (26ekm, helsinki)
.play cherkaoui-shivalingappa eastman ****.5 (01-02mys)
.talk to the demon vandekeybus ultima vez **** (07şbt, gent)
.strong language (kleines requeim – bedroom folk – in the event) van mannen-eyal-behar-pite ndt 1 **** (18nsn, den haag)
.contact decoufle compagnie dca **** (01şbt, paris)
.fallen nübling-thuwis maxim gorki theater **** (06tem, berlin)
.keijukaisneuvos koo jaskari helsinki dance theater **** (25ekm, helsinki)
.les yeux et l’ame – son of gone fishin’ – newark (niweweorce) brown trisha brown dance company ***.5 (20ara)
.hallo! teker ***.5 (20mrt)
.kül kadın günsür yüceli hareket atölyesi *** (04mys)
.gaspard – wavelenghts – vox balaenae saarinen tero saarinen co.-avanti *** (29ekm, helsinki)
.akdeniz (mantra – shoshana’nın balkonu – dalgalar) rüstem-marshall-foniadakis mdt ist *** (11mrt)
.cinderella kesler rahvusooper estonia *** (17mys, talin)
.tam tam et percussion – au-dela des grandes espaces – süite en blanc blaska-ben mahi-lifar bordeaux ulusal operası bale topluluğu *** (09mys)
.kız doğdu öztürk çıplak ayaklar kumpanyası *** (29mrt)
.discografie vanrunxt-renz platform 0090 *** (22ksm)
.ezel bahar dehmen mdt ist ** (15nsn)
.negatif efekt – maria – efor – pozitif efekt çevik-akyay-esen-bilgen-öztekin aksanat dans atölyesi ** (27mys)
.home//ev fel compagnie litécox-tiyatro bereze ** (03ksm)
.chopin ile uçmak (pas de deux) – ev ertekin-rüstem aksanat dans atölyesi ** (20şbt)
.swan song liulia marita liulia co. * (26ekm, helsinki)

opera 
.don giovanni mozart/haneke opera national de paris ***** (02şbt, paris)
.orfeo monteverdi/waltz  sasha waltz & guests-freiburger barockconsort-vocalconsort berlin ****.5 (05tem, berlin)
.matsukaze hosokawa/waltz sasha waltz & guests-staatskapelle berlin-vocalconsort berlin ****.5 (10tem, berlin)

müzikal - şov
.the phantom of the opera webber-rice/hart **** (26nsn)
.hugh jackman *** (30mys)
.beauty and the beast menken-ashman-rice/roth disney theatrical productions ** (19ekm)

çağdaş sirk 
.vortex ménard cie non nova ***** (06şbt, dunkerque)
.smashed gandin gandini juggling ***.5 (25ock)
.blam! ingimarsson-pedersen/ingimarsson *** (06ara)

17. uluslararası istanbul kukla festivali (15-26 ekim)
.a mano cia. el patio ***** (18ekm)
.the pigeoning frohardt robin frohardt ***** (16ekm)
.dorme bartolomei la capra ballerina **** (17ekm)
.allegro ma non troppo cia. zero en conducta ***.5 (16ekm)
.nymio cia. zero en conducta ***.5 (17ekm)
.storie di pulcinellla leone la guaratelle ***.5 (15ekm)
.heung-bu’nun hikayesi kyeng-gi puppet theatre *** (18ekm)
.kapıların dışında borchert/güler yolcu tiyatro *** (18ekm)
.bayan poşet the bag lady theater ** (20ekm)
.ombre claire heggen theatre du mouvement *.5 (20ekm)

emwap istanbul festivali (17 mart-05 nisan)
.autonomous scenography bayram platform 0090 ****.5 (25mrt)
.şarapnel, katliamın 34 parçası lustgarten/ergen arcola theater ****.5 (05nsn)
.schwalbe cheats flick-gençboyaci-groothof-labadie-leeuwen-ligtvoet-lleo-simons theatre collective schwalbe ***.5 (23mrt)
.holy holy holy copycats copycats *** (02nsn)
.we need to move urgently taldans taldans **.5 (01nsn)

athens & epidaurus festival 2015 (01 haziran-31 ağustos, atina ve epidaros)
.go down, moses castellucci societas raffaello sanzio ***** (28hzr)
.weaving chaos carvalho tania carvalho dance company   **.5 (27hzr)

foreign affairs (25 haziran-05 temmuz, berlin)
.the tempest shakespeare/etchells the forced entertainment ***** (04tem, 21:00)
.as you like it shakespeare/etchells the forced entertainment ***** (04tem, 18:00)
.richard 3  shakespeare/etchells the forced entertainment ****.5 (04tem, 20:00)
.henry 4 part 3 shakespeare/etchells the forced entertainment **** (03tem, 19:00)
.cymbeline shakespeare/etchells the forced entertainment **** (03tem, 18:00)
.barbarians schechter hofesh schechter company ***.5 (03tem)
.othello shakespeare/etchells the forced entertainment *** (04tem, 19:00)
.primera carta de san pablo a los corintios liddell/liddell  atra bilis teatro ** (05tem)

ruhrtriennale 2015 (14 ağustos - 26 eylül, essen-duisburg-bochum)
.orfeo monteverdi/kennedy-boogaerdt-vanderschoot ruhrtriennale-solistenensemble kaleidoskop-berliner festspiele-toneelgroep oostpool ***** (22ağs, essen zollverein mischanlage)
.accattone pasolini/simons ruhrtriennale-nt gent   ***.5 (22ağs, dinslaken zeche lohberg)
.die franzosen proust-warlikowski-gruszcznyski/warlikowski nowy teatr ***.5 (21ağs, zeche zweckel)

29 Ağustos 2015 Cumartesi

hayalperestin 1. müzik festivali

geçen akşam can sıkıntısıyla baş etmeye çalışırken, esti birden ve bir müzik festivali düzenleme kudretim olsaydı, daha önce istanbul'a gelmemiş kimleri davet ederdim diye hayal ettim. 
işte 1. hayalperest müzik festivali programı: 

.yıllar önce paris que brainly müzesi'nin salonunda tesadüfen denk gelip dinlediğim iranlı topluluk ve şarkıcı: salar aghili & dastan ensemble

konser yeri: arkeoloji müzesi bahçesinde çinili köşk'ün önü

https://www.youtube.com/watch?v=0-EHnqqIp7g&feature=youtu.be



.yıllardır ister rembetiko ister pop ister hadjidakis olsun bütün şarkılarını hayranlıkla dinlediğim, her yunanistan seyahatimden cdleriyle döndüğüm dimitra galani

konser yeri: boğazda seyir halinde bir arabalı vapur

https://www.youtube.com/watch?v=Cr2bBmmNX5w&feature=share




.ilk defa sidi larbi cherkaoui'nin "apocrifu" işinde canlı olarak sahnede izlediğim korsikalı acapella topluluk a filetta

konser yeri: yerebatan sarnıcı

http://youtu.be/tYBaiCCm-WA



.13 yıl önce paris'te arkadaşımın yanında kalırken, kapağına bakıp dinlemeden aldığım cdsiyle başlayan hayranlığım, her yeni çalışmasıyla devam etti; uzun yıllardır fransa'da yaşayan yunan kadın ozan angelique ionatos 

https://www.youtube.com/watch?v=t87UL1X6LYg




.önce bir kaç şarkısını güney kore filmlerinde, özellikle de park chan-wook'un "sympathy for mr. vengeance"da duyduğum, sonra pina bausch'un yapıtlarında da karşıma çıkan koreli indie rock topluluğu uhuhboo project

konser yeri: çıplak ayaklar kumpanyası stüdyosu

http://youtu.be/xGvym-l4ens



.pina bausch'un yapıtlarında dinleyerek hayranı olduğum japon müzisyen jun miyake 

konser yeri: tekfur sarayı bahçesi

http://youtu.be/EECh0UVsGV8



.kemanın macar büyücüsü felix lajko 

konser yeri: tophane-i amire

http://youtu.be/94W7wNzaaBI



.festivalimin, sanırım uzun zaman önce istanbul'a gelmiş olan tek topluluğu balanescu quartet; ama onları o kadar çok seviyorum ki, hele de pina bausch'un "vollmond"unda kullandığı müzikleriyle, listeme almadan edemedim 

konser yeri: yedikule zindanları

http://youtu.be/7WQOeZRLVI4








.geçen yıl paris'te deneme amaçlı aldığım albümüyle tanıdığım lübnan'lı kadın şarkıcı dorsaf hamdani 

konser yeri: ıhlamur kasrı bahçesi

http://youtu.be/40-Jasw9KWQ








.sidi larbi cherkaoui'nin "myth"inde ve daha sonraki bir çok işinde sahnede canlı olarak müzik yapan, ortaçağ müziği uzmanı patricia bovi ve topluluğu ensemble micrologus 

konser yeri: aya irini müzesi

http://youtu.be/-Y6Tf_scgBY








.1920'lerin, 30'ların alman kabare şarkıları konusunda uzman; ayrıca 40'lı 50'li yıllardan amerikan standartlarını da çok güzel yorumlayan yaşayan efsane max raabe & palast orchester 

konser yeri: süreyya operası

http://youtu.be/5oVcBiIe93A








.pina bausch'un "masurca fogo"sunun erkeklerle kadınların yavaş yavaş birbirlerini soyarak, öpüşerek  yere yatarken bütün sahneyi kaplayan projeksiyonda farklı farklı bir çok çiçeğin hızlandırılmış açılma görüntülerinin yansıtıldığı o muhteşem son sekansındaki müziğin sahibi topluluk bau; almodovar da "konuş onunla" filminde aynı besteyi kullanmıştı. 

konser yeri: mimar sinan üniversitesi rıhtımı

http://youtu.be/r9TXfGdByRg

 

28 Ağustos 2015 Cuma

"barbarın kahkahası"ndan



"Bu toprağın sırlarında alçaklık var. Sadece hakikati sussam bir derece, bir de üstüne hıncımı susuyorum ben. Bizim sırlarımızda hikmetli söz, ruhu incelten ezgiler yok. Bizim sırlarımız asitlidir. Kökünden kurutur ağaçları. Utanç fışkırır topraktan. Bırak büyülenmeyi, dinlemeye tahammül edemezler. Ahlaksızca inkar ederler. Kanıt göstersek de inanmazlar. Sen daha cümleni bitirmeden zalimleşirler. Şuursuzca öyle bir şey olmuş olamaz derler. Namertlik kaldığı yerden devam eder. Bugün sırdaşlık nedir biliyor musun? Saklanmaktır. İçin için delirdiğini herkesten saklamaktır. Gördüğün kabusu anlatmamaktır. Tırnağın kadar güvenmediğin puştlarla iç içe yaşamaktır."

- Sema Kaygusuz
Metis Yayınları, 2015

26 Ağustos 2015 Çarşamba

2014-2015 müzik sezonu

(01 eylül 2014 - 31 ağustos 2015)


.maria joao pires – milos popovic ***** (11hzr, cemal reşit rey konser salonu)
.gautier capuçon – gülru ensari ***** (24mrt, albert long salonu)
.trio passacaglia ***** (26mys, schneidertempel)
.silk road ensemble with yo-yo ma, kayhan kalhor, aynur ***** (04eyl, zorlu performans sanatları merkezi)
.in memoriam 24 nisan: kardeş türküler - ertan tekin - hasmik harutyunyan - karine hovhannisyan - erkan oğur - ara dinkjian - onnik dinkjian - haig yazdjian - şahan arzruni - erman imayhan - eileen khatchadourian - henning schmiedt - haïg sarikouyoumdjian - gaguik mouradian - david mayoral - jordi savall ***** (22nsn, istanbul kongre merkezi)
.leszek mozdzer ***** (23ekm, aksanat)
.mohsen namjoo ***** (30ock, istanbul kongre merkezi)
.pinchas zukerman ***** (08ara, zorlu performans sanatları merkezi)
.dulce pontes ***** (03nsn, işsanat)
.joshua bell ****.5 (16ara, zorlu performans sanatları merkezi)
.aida: latonia moore – stella grigorian – antonello palombi – george gagnidze – kenan dağaşan – göktuğ alpaşar – gülbin günay – coro della’academia nazionale di santa cecilia – ciro visco – yekta kara – sascha goetzel – borusan istanbul filarmoni orkestrası ****.5 (14mys, lütfi kırdar kongre merkezi)
. the great american songbook: the king’s singers  ****.5 (26ekm, musiikkitalo - helsinki)
.woodkid ****.5 (20eyl, küçükçiflik park)
.juhlitaan mambaa! mamban 30 v juhlakonsertti **** (25ekm, kulttuuritalo - helsinki)
.kronos quartet **** (18ksm, cemal reşit rey konser salonu)
.ute lemper **** (28nsn, cemal reşit rey konser salonu)
.placido domingo – micaela oetes – angel blue – filarmoni istanbul **** (19ock, ülker arena)
.bobby mcferrin **** (03mrt, cemal reşit rey konser salonu)
.izthak perlman – rohan de silva **** (28mys, zorlu performans sanatları merkezi)
.gabriella szili – eszter balog – kevin skelton – istvan kovacs – dora ombodi – soma dinyes – budapeşte festival orkestrası **** (18ara, cemal reşit rey konser salonu)
.amsterdams gemengd koor – paul valk – florilegium musicum *** (19nsn, muziekgebouw aan’t ij - amsterdam)
.idil biret – lukasz borowicz – istanbul devlet senfoni orkestrası *** (12ara, lütfi kırdar kongre merkezi)
.sezen aksu *** (14tem, cemil topuzlu açıkhava tiyatrosu
.pavlos serassis – cem mansur – yunan-türk gençlik orkestrası *** (01eyl, zorlu performans sanatları merkezi)

43.uluslararası istanbul müzik festivali (31 mayıs-29 haziran)
.gidon kremer & kremerata baltica ***** (02hzr, lütfi kırdar kongre merkezi)
.patricia kopatchinskaja – sol gabetta – polina leschenko ***** (15hzr, albert long salonu)
.borusan quartet – cuarteto casals ***** (18hzr, albert long salonu)
.christian tetzlaff – paavo jarvi – deutsche kammerphilarmonie bremen ****.5 (24hzr, aya irini müzesi)
.boris berezovski & borodin dörtlüsü ****.5 (04hzr, aya irini müzesi)
.lars vogt – paavo jarvi – deutsche kammerphilarmonie bremen ****.5 (25hzr, lütfi kırdar kongre merkezi)
.magdalena kozena – emmanuelle haim – les solistes du concert d’astree **** (23hzr, aya irini müzesi)
.kim kashkashian & peter nagy **** (10hzr, surp vortvots vorodman kilisesi)
.alliage quartet & jozsef landvey ***.5 (08hzr, süreyya operası)
.berlin filarmoni’nin 12 cellisti *** (01hzr, aya irini müzesi)
.ingolf wunder – minetti quartet – wolfgang resch – sascha el mouissi *** (19hzr, avusturya kültür ofisi)

22. uluslararası istanbul caz festivali (27 haziran-15 temmuz)
.chris potter – dave holland – lionel loueke – eric harland ***** (13tem, cemal reşit rey konser salonu)
. luys i luso: tigran hamasyan – the yerevan state chamber choir  ***** (30hzr, aya irini müzesi)
.tigran – mockroot **** (01tem, cemal reşit rey konser salonu)

21 Ağustos 2015 Cuma

sasha waltz'in "orfeo"su

fotoğraf: monika rittershaus

bilindiği gibi monteverdi'nin "orfeo"su müzik tarihinin ilk operası kabul edilir. barok dönem operalarında aryalar kadar arya aralarındaki dans müzsiklerinin önemli bir rol oynadığı da bilinir. bildiğimiz başka bir şey ise orfeus'un, sevdiği euridike ile olan hikayesinin yanısıra en önemli özelliğinin yunan mitolojisinde ozanların ve müzisyenlerin piri olmasıdır.
şu kısacık paragraf bize gösteriyor ki, monteverdi'nin "orfeo"su gerek türü, gerek içeriği, gerekse de biçimiyle üç sahne sanatını birleştirir: operayı, dansı ve müziği.

20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren koreografların opera sahnelemeye başlamasıyla birlikte, özellikle barok opera sahnelemerinde şancıların sahnede daha aktif rol üstlenmeye başladığı görülür. bu konudaki öncü isimlerden biri pina bausch'tur. bausch'un 1974'te sahnelediği gluck'un "orpheus ve eurydice" yorumunun açtığı yoldan son 40 yılda bir çok koreograf geçti; zamanla, şancıların orkestra ile birlikte sahne dışında tutulması yerine sahnedeki koreografinin bir parçası haline getirilmesi olağan oldu.

dans alanındaki başka bir gelişme ise dansçıların sahne üzerinde hareket ederken bizzat şarkı söylemeleriydi. çok emin olmamakla birlikte bu konuda belçikalı koreograf alain platel'in öncü olduğunu zannediyorum. onunla çalışmış olan sidi larbi cherkaoui ise şarkı da söyleyen dansçı çıtasını iyice yükseltti.

bir opera mizanseninde geriye bir tek orkestranın, yani müzisyenlerin sahne trafiğine dahil edilmesi kalmıştı. sasha waltz 2014 ekim'inde amsterdam'da prömiyerini gerçekleştirdiği monteverdi'nin "orfeo" yorumuyla bunu da gerçekleştirmiş oldu.

waltz'in bu altıncı opera sahnelemesi ve baştan beridir sahnelemelerine verdiği bir isim var: "koreografik opera". waltz'in ilk opera denemesi "dido ve aenas"ı ve geçen yıl berlin staatsoper'da sahnelediği wagner operası "tannhaeuser"i kayıttan, ondan bir önceki denemesi "matsukaze"yi "orfeo"dan bir hafta sonra yine berlin schiller tiyatrosu'nda canlı olarak seyretmiş biri olarak, waltz'in koregrafik opera tanımının hakkını "orfeo" ile verdiğini söyleyebilirim.



öncelikle fiziki konum olarak freiburger barockconsort orkestra ikiye bölünmüş ve sahnenin üstünde iki yanda ön tarafa yerleştirilmiş; şef seyirci koltuklarının ilk sırasında ortada oturarak herkesi yönetiyor. dolayısıyla orkestra çukuru-sahne ayrımı kalkmış; müzisyen, şancı, dansçı herkes sahnenin üstünde. müzisyenler oturdukları konumlardan mizansenin bir parçasına dönüştürülmüşler; solist ve koroyla birlikte davrandıkları, sahnede olan olaya dahil oldukları, el kol hareketleri ile solistlere laf attıkları sahneler dışında bizzat çalgılarıyla ayağa kalkıp sahnede hareket edip koroya karışarak bütünün bir parçası da oluyorlar.

dansçılar hareket etmek dışında koro olarak şarkı söylüyorlar; kim vocalconsort berlin'in şancısı kim sasha waltz & guests topluluğunun üyesi ayırt etmek imkansız çünkü koro da dansçılarla birlikte hareket ediyor.


başrolleri oynayan beş solist şancının her biri ayrı ayrı göz kamaştırıyor, kulak okşuyor, duyuları esir alıyor; onları seyrederken insan yaşama sevinci ile doluyor, hatta çoşuyor. orfeo'yu canlandıran bariton georg nigl ise müthiş sesi, yorumu, oyunculuk kabiliyetinin yanısıra sanki eğitimli bir dansçı gibi kıvrak, atik, nüanslı ve akrobatik dans edişiyle de akşamın yıldızı.

yapıtın sonunda orfeus'un eurydike ile yeniden buluşmasının kutlandığı son sahnede şancı, dansçı, müzisyen, hatta şef torsten johann dahil olmak üzere herkes sahnede hareket halinde, dans ediyor; müthiş çoşkulu ve etkileyici bir final!



sasha waltz'in "orfeo"su üç sanat dalını hareketle birleştirme fikriyle ve bunu başarıyla gerçekleştirmesiyle öne çıkıyor. yoksa waltz koreografik olarak maalesef önceki işlerinin çok altında bir iş çıkarmış.
hareketli insanlardan oluşan müthiş estetik tablolar seyrediyoruz; bazılarının referansları çok açık (örneğin meyva ve sebzelerle yaratılan görüntülerin archimboldo'ya selam çakması gibi), bazıları fazlaca ilüstratif (çiçek saplarıyla yaratılan çayır); ancak yüzeydeki bu estetiğin ötesine geçen, bu estetiği taşıyan, "orfeo"nun ruhuna dokunan, derinliği olan (hemen akla ister istemez pina bausch'un "orpheus und eurydike"sinin soloları, duoları, topluluk dansları geliyor) bir koreografik tasarım yok maalesef.

"orfeo" amsterdam, bergen, baden-baden'den sonra 2015'te en son temmuz başında berlin gösterimlerini yaptı. 2016'da gözüken ilk tarih mayıs'ta opera de lille'de..




19 Ağustos 2015 Çarşamba

gece göğünün ateşinde



berlin schaubühne'nin mart 2015'te sahnelemeye başladığı sofokles'in friedrich hölderlin çevirisiyle "ödipus der tyrann" (zalim oidipus) oyununun broşüründe yönetmen romeo castellucci ile yapımın dramaturgları florian borchmeyer ve piersandra di matteo'nun yaptıkları söyleşiyi, sadece almanca olduğu için, belki ilgilenenler olur diye türkçeye çevirdim.
(parantez içindeki kelimeler çevirinin daha iyi anlaşılması için alternatif olarak verilmiştir.)

florian borchmeyer: "empedokles'in ölümü"nden esinlenen "the four seasons restaurant" (2012) ve aynı adlı mektup-romana dayanan "hyperion" (2013)'dan sonra "zalim oidipus", friedrich hölderlin'in yapıtlarını bir sahnelemenin malzemesi yaptığın üçüncü işin. şimdiye kadarki işlerinde hiç bir yazara bu kadar ağırlık vermedin. seni bu alman şairle birleştiren nedir?

rc: özellikle şiirinin temelinde yatan dil felsefesi son yıllardaki deneyimimin merkezi oldu. hölderlin'in dili, iletişimin hükümranlığını elinden alır; dilin tekeline aldıklarına mesafe koymasını sağlayan bir asimetri yaratır. bu çelişkili bir tekniktir; söz burada bir tür radyoaktif güç kazanır. hölderlin'de beni etkileyen, onu benle çağdaş yapan çağdışılığıdır. çağdışılık burada anakronik olmak anlamına gelmez - tam tersine, çağdaşlık vizyonuna imkan sağlayan ufacık bir kaydırma ve mesafe sayesinde zamanı "dışardan" düşünmektir.

fb: çağdışılığı sahnelemek, hem de kendiyle iletişimi red eden bir dilin otoritesiyle bağlantılı olarak bunu yapmak bana bir tiyatro sahnesi için zor bir misyonmuş gibi geliyor; hele de bir yunan tragedyasına yaklaşmak söz konusuyken. nasıl ilerleyeceksin?

rc: hölderlin'in dünya görüşüne göre bakışın politikliğini değiştirmek zaruri. hölderlin'in dilini güncelleştirmeyi hedefleyen bir tiyatral pozisyon almak imkansız. onunla birlikte onun zamanını, düşüncesini anlamaya çalışmak gerekir; ışıkla aydınlanmaya izin vermeyen karanlık enerjilerle ilişkiye girmek gerekir. bunlar alt edilemez güçlerdir. bu nedenle psikolojik dramanın ve ilüstratif olanın alanını bütünüyle terk etmek gerekir. trajik ifade, iletişi kurmak için uygun değil. hikaye, mitos yoluyla gerçekleşir: efsaneler zaten bilinmektedir. o daha çok, insanlar ile dil arasındaki arızalı ilişkiyi işaret etmeye hizmet eder. krizin ortaya çıktığı, seyredildiği bir alandır.

piersandra di matteo: hölderlin, çağdaşları tarafından kabul görmemiş ve alaya alınmış "dönüştüren çevirisi"nde gösterir ki, yunan dünyası sadece schiller ve winckelmann'ın armonik ve ışıldayan yorumu değildir, aynı zamanda yeraltı dünyasına ait, karanlık ve çözülemeyen çelişkilerle örülüdür..

rc: hölderlin'in sofokles'in tragedyasına baktığı prizmayı betimlemem gerekirse; doğu düşüncesi yönünde bir hareketten söz edebilirim. tiresias'ın duygularına yakın olan bir düşüncedir bu. insanları
ölülerin ayrıksı dünyasına çeken ve başlangıçta oidipus'un derin başdönmelerinin nedeni olan doğanın gücünün bekçisidir tiresias.
yunan dünyası hölderlin için her zaman bir kaynak noktasıdır. ancak bu ilişkiden temel bir yanılgı ortaya çıkar. tam da bu yanılgı onu temelde besleyen, hatta belki de onu deliliğe sürükleyen boyuttur. ama onun yanılgısı bizi tragedyanın alanına geri taşır, ki bu da bizlerin yanılgısıdır. yunan tragedyası alanların en berbat olanını tasvir eder, çünkü yaşamın en derin sarsıntısını ortaya çıkarır. bu öfkedir, utançtır.
hölderlin, çevirisiyle yunanistan'ın gözden düşmüş pelagik (açık deniz kaynaklı), helen öncesi kültürünün hakkını teslim etmek; yeni alman filologlar tarafından da çalışılmaya başlanmış bu karanlık ve kuvvetli boyutu devreye sokmak istemiştir. bu aynı zamanda çok önemli antropologlar tarafından da araştırılmıştır. walter burkert'in "homo necans"ı aklıma geliyor. hölderlin için sofokles çevirmek aynı zamanda yunanlıları, hölderlin'in zamanının düzen odaklı alman aklının heybetli heyecansızlığının yok saydığı, sacrum pathos'a, "göklerin ateşi"ne geri yollamaktır.
onun diline yunanistan'ın eleusis ve samothrake gizemleri sızmıştır; dünyadan uzaklaştırılmış ve dağların içlerinde kendi kendilerine büyüyen ne varsa. yunan tragedyasının kaynaklandığı dünyanın ilk tasvirleri telesterion'da, mistik köklerin var olduğu dağların mağaralarında ortaya çıkar.

pdm: böhlendorff'a yazdığı bir mektupta hölderlin trajik teknikle ulaşılan heyecansızlığın dil yoluyla  kaotikleştirilmesi gerekliliğinin altını çizer.

rc: yunan tragedyası estetik olarak had safhada pürüzsüz bir formdadır. aischylos'un "oresteia"sı daha fazla pürüzsüz hale getirilemez. benim gördüğüm kadarıyla, aşılamayacak seviyede mükemmel bir sentezdir. ayrıca aşmak istemek de anlamsızdır. daha çok, tragedya içinde kaybolarak kendini onun tarafından emilmeye bırakmayı denemek lazımdır. bu nedenle yunan tragedyasına nostaljik bir bakışla yaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum; aynı zamanda akademik bir yaklaşım da faydalı değildir: o şekilde ancak atina tiyatrosu'nun mezarı kazılmış olur; bence daha çok uzamda bir nirengi noktası olarak ele alınmalıdır, kuzey yıldızı gibi. tragedya her türlü temsil şeklinin referans noktasıdır. kendisini ona göre yönlendirmesi gerekenler bizleriz. ondan daha radikal olan başka bir şey yoktur - bunun nedeni bir arketip olduğu için değil, aşılamayacak bir form olduğu için.

pdm: şu anda burada söylenen şeyin hölderlin'in "kral oidipus"u neden "zalim oidipus" olarak çevirdiğiyle de alakalı olduğunu düşünüyorum.

rc: hölderlin "kral" kelimesi için, belli bir amaç güderek yunancadaki kökeni "zalim"i kullanır. oidipus akıl, dil ve rasyonel düşünme şekli sayesinde sfenksin bilmecesini çözen kişidir. oidipus ile gerçeğe daha yakın olan karanlık güçlerin temsilcisi tiresias arasındaki karşılaşmada "söylenen, söylenmeyen" ikilemi doğar. böylece sofokles psikoanalizden çok önce insan ruhunun (psişenin) en derin ve karanlık köklerini sezmiştir. bu, titanlar arası bir karşılaşmadır; ikisinin fikir alışverişi iki monadın karşılıklı savaşı gibidir. oidipus, kaldırabileceği ve anlayabileceğinden daha fazla bilmek için "fevkalade hiddetli bir merak"la sürüklenir. bilgiden kaynaklanan kibri onu yaşayan bir kirliliğe dönüştürür. suçu annesiyle birleşmesi ve babasını öldürmesinde değil, kendisini özellikle usun açığa çıkaran ışığına bırakarak daha derin bir tasavvurun parçasını sansürlemesinde yatar.  

fb: senin sahnelemende oidipus sanki mechul bir objeymiş gibi bir rahibe manastırında ortaya çıkar - ensest ve baba katli hakkındaki bir tragedya için düşünülebilecek en kötü yerde. bahsettiğin yanılgının boyutundan dolayı mı yapıtı bu arızalı mekâna yerleştirdin?

rc: burada söz konusu olan başlangıç stratejisi; ilüstratif olanı elemeyi sağlayan bir tür kapan. bu bağlama oturunca yunan tiyatrosu tam anlamıyla yabancı bir madde haline geliyor. onunla uyumlu olmayan bir mekândayız ve dildeyiz. bu durum, ölümcül bir hatayı işaret etmek için bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmekle ilgili. vucüt ve anti-vücut aynı yerde bulunuyorlar. oidipus metnini bir manastıra yerleştirmek çelişkilerle baş etmeye çalışmanın, objeye baktığınız optik enstrümanı değiştirmenin bir yolu. resimlerin (görüntülerin) üstesinden resimlerle (görüntülerle) gelmek. aynı, hölderlin'in kelimeler yoluyla söylenmeyenin iktidarını dillendirebilmesi gibi. derdim bu tragedyayı başka gözlerle okumak; 70'li yıllardan italyan sanatçı giuseppe penone'nin muhteşem işiyle izah etmem gerekirse: kendi gözlerini tersyüz etmek.
schaubühne'deki seyirciler hölderlin'in kelimelerini duyacaklar ve muhtemelen de oidipus'un hikayesinin farkına varacaklar. ama bir şeyler yerli yerinde olmayacak. sözün bastırıldığı manastır, oidipus'la karşıtlık yaratması için düşünülmüş bir evren. bu aynı zamanda derine inen temas noktaları sağlayan bir asimetriyi aktive ediyor: örneğin ikisi de günahkârlık üzerine temelleniyorlar. katolik ikonografinin içindeki/karşısındaki yunan mitolojisi: tiresias vaftizci yahya'nın kıyafetini giyer, yokasta meryem'in; oidipus muhtemel bir isa'dır ve kreon da sen piyer. "zalim oidipus" çifte anlamlı figürleri gözler önüne serer: birisi ışığın içine yerleştirilmiştir ve birisi de gölgenin kuytusunda saklanır. çünkü sadece biri artık yetmez. bu bir anlamda, sadece dilin içinde değil benliğin kavramsal tasarımında da bir "tereddüt" mefhumu ile hesaplaşmaktır. aynı zamanda, sürekli olarak kendini yansıtan çifte bir kod da vardır ve bu yabancılaşma sayesinde objeyi gerçekten yakalayabiliriz.

pdm: tragedyanın dili yapılandırılmış ve düzenlenmiş bir formda "sadece söylev vermeyi bilir", ama susmak kahramanların gerçek dilidir, ki bu hölderlin için sadece "kendi içinde değersiz = 0 olarak konduğu" tadirde ifadeli olabilir. sahnelemenin son görüntüsünde sadece şekilsiz bedenler görünür, yani yenilenmiş yabancı cisimler, bunlardan biri de kitaptır. tragedyanın ve logos'un çözülüşüne mi işaret ediyorsunuz...

rc: eğer franz rosenzweig'ın "stern der erlösung" (selamet yıldızı)'nda yazdığı gibi trajik kahramanın sessizliği yaratmak için konuştuğu doğruysa, o zaman bu süreç hölderlin tarafından da hala bir dereceye kadar desteklenmiştir. dolayısıyla biz sonunda sadece sessizliğe, yokluğu çekilen sonsuz bir derinlik olarak tekrar kavuşmayız; bu sonsuz derinlik aynı zamanda hikayenin bütün seyri boyunca mevcuttur. derinlik çoktan oradadır, ve biz onun farkına varabiliriz. dolayısıyla hölderlin'le yüzleşmek için onun tekniğinin aynısını kullanmak gerekir. trajik olan mefhumu, olabilecek en uç sonuca ulaştırmak için etkinleştiriciyi etkinleştirmek.
şekilsiz cisimler adipoz (etin yağına ait) kütlelerdir, ağızları yoktur, sadece ifraz için delikleri vardır ve buna rağmen kelimeler telaffuz etmeye gayret ederler. tabi ancak bağırsak sesleri çıkar ortaya. onlar yoluyla tanımsızlığa dönüş şekle bürünür; dehşet ve arzu bir aradadır. benim için bu, genetik olarak tragedyaya ait olan insan varlığının portresidir. bu, bir bedene hapsolmuş olma halinin gizemli derinliğini örten bir görüntüdür. varolmanın maddeselliğidir. bu görüntü biraz dehşetengizdir, aynı medusa'nın kafası gibi. ama burada hiç bir sinizm yok. daha çok, utanç duymanın ilkel şekilde tekrar etkinleştirilmesi var. bu, ricat stratejisi yoluyla dile veda etmek için büyük bir mesel. bu kitap bu manastırda bulunmaktadır. bu kitaba rastlanır ve bu kitap yoluyla tekrar geri dönülür: artık başka bir söz olmayacaktır, çünkü sözler o manastırda bulunanlar tarafından güneş sisteminden dışarıya atılmıştır. insan sesi nasıl bir varlıksa, cisimler de varlıklara dönüşürler. bu, sonunda -her türlü erotik çağrışımdan soyutlanan- cinsel organlara indirgenmiş cisimlere dönüşerek kendinden geriye doğru gitme ve kurtulma sahnesidir. bunu belki paradoks bir yalancı (pseudo) katharsis görüntüsü olarak da anlayabiliriz.

fb: bu mitosa ve bu tragedyaya yaklaşmanın başka bir yolu daha var: onu günümüz dünyasına uyarlamak. örneğin, başka bir italyan sanatçıdan bahsetmemiz gerekirse, bunu pasolini yaptı, insanlar için daha anlaşılır kılmak için mitosu güncelleştirdi.

rc: derdim tiyatroyu insanlara yaklaştırmak değil. diğer yazarların kendilerininkini nasıl düşünmüş olduklarını görmek için ben de bugünün zamanı hakkında bir yorum getirmek istemiyorum. aynı zamanda, geçmişin hikayelerini kostümler yoluyla güncelleştirmiyorum da. benim için bir tiyatral yaşantı her zaman belirli bir oranda "gerilim (gerginlik)" üzerine kuruludur. seyirci kendi birikimiyle, sadece onun için yaratılmış olan bir kurmaca sorunsalın içinde yalnız bırakılır. tiyatro, paylaşılan yalnızlığın içe işleyen, derin yaşantısıdır. yeniden farkına varılacak ya da yorumlanacak hiç bir şey yoktur; ne haksızlık teşhir edilir, ne de kötü cezalandırılır. ben, burjuvazinin sinsiliğini damgalamakla ilgilenmiyorum. çünkü kendim bu kötülerden biriyim. parmakla başkalarını işaret edecek ve "adaletsizsiniz" diyecek durumda değilim. hiç bir zaman "bir sanatçıyım, bütün gizemleri bilen bir rahibim" diyemeyeceğim. bir sanatçı için azap ve selamet aynı şeydir.

-------------------
romeo castellucci ile "the four seasons restaurant" hakkında yapılmış söyleşinin türkçe çevirisi için tıklayın.

18 Ağustos 2015 Salı

thasos/taşoz'da dört gün, 07: son

taşoz adası izlenimlerime adanın ve kavala'nın hayvanlar alemine ayırdığım bu fotoğraf bandıyla son veriyorum. 

ipsala sınırından 2.5 saat keramoti, yarım saat feribot geçişi; yani türkiye'ye toplamda 3 saat uzaklıktaki bu adayı herkese bir kere gitmelik için bile olsa tavsiye ederim..

bu vesileyle şu duyuruyu da yapmış olayım: 
her seyahat izlenimimi maalesef burada yazarak paylaşacak vaktim olmuyor, ama fotoğraflarımı  https://instagram.com/danzon_/  adresinde paylaşıyorum.


















16 Ağustos 2015 Pazar

thasos/taşoz'da dört gün, 06: heykeltraş vagis ve dağ köyü panaghia

hani şu nefret ettiğim potamia sahiline geri dönersem;
sahilin üst kısmında, dağlarda iki köy var: biri potamia, diğeri panaghia.
potamia doku olarak öyle çok görülesi bir köy değil, ama içinde, hemen kilisenin yanında -eskiden okul olarak kullanılan bina- yunanistan'ın en ünlü heykeltraşlarından birinin müzesi haline dönüştürülmüş: polygnotos vagis müzesi.



vagis taşoz-potamia doğumlu ama 11 yaşında yunanistan'dan ayrılmış, bütün eğitim hayatını ve yaşamını a.b.d'de geçirmiş, orada ünlenmiş, bütün önemli amerikan müzelerinde yapıtları olan bir heykeltraş. vasiyeti, kendisine ait heykellerin doğduğu thasos adasında bir müze yapılarak orada sergilenmesiymiş; yunan hükümeti de bu vasiyeti gerçekleştirmiş.





enfes bir müze. küçücük, iki katlı; zaten ne olacak, köy okulundan dönüştürülmüş. ancak içindeki yapıtlar birbirinden güzel. belki gezmek yarım saat ancak sürüyor ama yapıtların etkisi sizde uzun bir süre devam ediyor.

vagis'i taşoz'a gelmeden önce tanımıyordum; favori sanatçılarım arasına girdi; ilerde bir tarihte vakit bulursam, blogumda onunla ilgili daha geniş bir yazı paylaşmak istiyorum.









potamia'nın aksine panaghia tarihi evleri, dokusu, sakinleri ve hayatıyla tam bir tarihi rum köyü. yeşillikler içine gizlenmiş bir mücevher.
tam ortasından adanın otoyolu geçiyor ama olsun; trafik zaten öyle çok fazla değil. bu yolun üzerinde köyün ana meydanı var. bir köşedeki dört ağızlı çeşme köyün merkezi gibi. hemen arkasındaki kahvehanelerden birine oturup bütün gün çeşmeye gelip su içen, yüzünü yıkayan, pet şişesini dolduran çocukları, gençleri, büyükleri, akan suya uzanıp susuzluğunu gideren köpekleri izleyerek vakit geçirebilirsiniz.
kahvehane dediysem, buralarda içki ve aperatif yiyecekler de servis ediliyor. ayrıca; meydanın diğer tarafında çok güzel lokantalar var; her gece tıklım tıklım doluyor.






bir köşede de öyle bir pastane var ki, bütün mamülleri birbirinden lezzetli. biz dönüş sabahımızda buradan ıspanaklı-peynirli ve vanilya kremalı böreklerden alıp, kahvehanelerden birine oturduk; üzerimizde sarmaşıklar; çayımızı ve frappemizi de söyledik. büyük bir keyifti..




15 Ağustos 2015 Cumartesi

thasos/taşoz'da dört gün, 05: aliki ya da bir arkeolojik alanda denize girebilmek



aliki küçük bir yarımada; ana adaya ince bir toprak parçasıyla bağlanıyor; bağlantı noktasının iki tarafındaki koylardan denize girilebiliyor.

büyük koy 

küçük koy

büyük olanda lokantalar, bir-iki pansiyon var, tekneler de buraya demirliyor; denizi kumlu. küçük koyda ise konaklama veya yeme-içme olanakları yok; deniz  ise taş ve kayalık; dolayısıyla daha tenha.




aliki yarımadası'nın tamamı arkeolojik sit alanı; ücretsiz gezilebiliyor. çok güzel yürüyü şgüzergahı hazırlamışlar; yarımadadaki bütün kalıntılara uğruyor; hızlı gezilirse 40 dakika bitirilebilir; bana kalsa bütün bir gün.
burada yunan döneminden bizansa uzanan çeşitli kalıntılar var; m.ö. 7. yüzyıldan adak tapınakları, m.s. 5. yüzyıldan kiliseler ve..

evet bu "ve" çok önemli, çünkü herhalde dünya üzerinde bu "ve" sonra yazacağım işleve sahip bir arkeolojik sit alanı yok: denizin içinde mermer madeni, m.ö. 6. yy ile m.s. 6. yylar arasında, tam 12 yüzyıl boyunca kullanılmış..





çok geniş bir alana yayılmış bu madenin geniş bir kısmı da deniz seviyesinin hemen altında; kesilip de çıkarılmış parçaların izleri çok net bir şekilde görülebiliyor.
yarımadanın tepe noktasında bütün bu maden alanı ayaklar altında; muhteşem bir görüntü!







dahası; burada denize girmek, dalmak ve hatta mermerlerin üzerinde güneşlenmek serbest. burası dünyanın üzerindeki en keyifli yerlerden biri olsa gerek..




aliki'deki lokantalarda yemek yemediğimiz için, nasıllardır bilemiyorum, ancak birinin tabelasında aile işletmesi yazıyordu ve masalarda yemek yiyenler memnun gözüküyorlardı; aklım kalmadı değil..
biz aliki'den kuzeyde bir tavernada yemek yedik: taverna agorastos.




müge akgün'ün radikal'deki taşoz yazılarında bahsettiği bir lokantaydı; övüldüğü kadar memnun kalmadık..